29 Mart 2015 Pazar

Yazmayacaktım.

"Aldığın oksijenin hakkını vermen gerek!" dedi saçları özerkliğini ilan edip tarak sözü dinlemeyen kız. "Bu söz sana ait değil." dercesine baktı bal rengi gözlü çocuk. Kız umursamadı zaten anlamamıştı da neyi kast ettiğini. Ona göre hayalleri vardı ve vazgeçmesi için bir sebebi yoktu. Evet koştuğu zirve bambaşkaydı, takılıp durduğu engeller başkaydı. İstiyordu ki onunla beraber bu yolda koşanlar da pes etmesindi. Kimse umutsuzluğa kapılmasındı. Yapılacak şeyler azalmıştı artık saymaya korktuğu günleri gibi. "Yorgunum." demek de baş kaşımak gibi zamansızdı. Elinden gelmeyen de sudan gelen eşekle yarışa girmişti. Kimin önce geleceği belli değildi. Kızın emin olduğu tek şey ayaklarına inen karasuların akıl perdesini çekmemesi gerekyiğiydi.
Ne kadar garipti. Saatler artık geriye değil, ileriye alınıyordu. Niyetler işlerden, sorular cevaplardan, aynalar görüntülerden daha önemliydi. Şiirler ise sadece kayıptı.

10 Mart 2015 Salı

∞-1 kişilik gösteri

Sonra 'sen' diye mırıldanıyorum içimden.
Keyfim yerine gelsin diye,
umudum yeniden doğsun diye,
endişelerim dinsin diye,
Elim ayağım tutsun diye
Ne yazık ki olmuyor
Dışarıda fizik devam ediyor
Sen dahi durduramıyorsun
Ağırlaşan bulutları
Sen dahi taşıyamıyorsun
Sönmüş yaşları
Sen dahi güldüremiyorsun
Yorgun anneleri
Sözüm, gücüm, bugünüm
Bir tek bana bağlıyken
Bir tek ben kurtarabilecekken bizi
En çok bana üzülüyorum
Vazgeçtim bu böyle olmayacak
Artık sen yaz ben okurum
Bir tek sen yaz ben okurum
Bana yazma, ben okurum.
Yeter ki ben yazmayayım, sen okumamış olma.
Yağmur yağsa da
Romatizmalı dizelerim rahatlasa!
En içten
Âmin!