27 Aralık 2014 Cumartesi

ara öğün

saat gece yarısında
ve elimde bir mandalina
o da seviyor mudur acaba
benim gibi hâlâ?

Aralık 2012

7 Aralık 2014 Pazar

DİL BİLGİSİ

Hayatımın ortasına
Düşse ya
Kocaman bir 'ama'
Lütfen o ama
Benzesin bir tek sana

Mayıs 2012

bir garip defter meselesi

bir kedim olsa adını "sen" koyardım
çayın yanında iyi gidecek konularım var
ama sen yoksun,şeker de yok.
tartışılacak meselelerim var
üzgünüm bu defa da çay yok.
belki de gidilecek yerler
unutulacak hikayeler
ve yine miyavlayacak kediler.
yazmak isterdim seni
anlatmak isterdim dağa taşa
seni sevebilmek seni
fakat olmaz,geç kaldım
kara gözlü kediler diyarında
boş koltuk kalmamış

Ve bir kuşum olsa adını "ben" koyardım
parasını verdikten sonra göklere bırakırdım
mavi olmayan üçüncü dünya bulutlarına
özlemezdim onu
özgür olanı özlemek ayıp
yeri gelmişken
birkaç kurtuluş projesi ile
uzlaşılması mümkün olmayan fikirlerim
Kayıp.

7 Ekim 2014 Salı

mavi

senin rengin maviydi
gençliğinin,umutlarının,gözlerinin...
uçsuz bucaksızdın
sen denizdin dalga dalga içimde
sen gökyüzüydün pırıl pırıl yüreğimde
sen maviydin,en saf en temiz halinle

Ve ben biliyordum,mavi bana hiç yakışmıyordu.


kasım 2010

2 Ekim 2014 Perşembe

"belki"li şiir

bir şiir daha sildim az önce
oysa içinde sen vardın
ihtimaller,belki'ler

Ve ben severken de sessizdim
ararken de beceriksizdim
ekim gibi soğumaya meyilliyim

"belki"li şiirleri hiç sevmem
Saçma
çünkü seni de hiç sevmem

30 Eylül 2014 Salı

giyotin

bir rüya mı böler gecemi
!hayır hayır
kırk üç tane şeker düşer
titreyen ellerimden
sadece sözcükler dökülmez
aç karnına bal hoşa gelmez
uykusuz kaldım işte yine
ekmeğim yok diye
Hayret,ne yerdeyim ne gökte
ama bir şiir var önümde
kurumuş gözlerimde
solacak üç dakikam

Ne diyordum ben?
bisküvi tadında deneme
yeşil ölçer neden kaçtın deftere
buzdandır burnum
delinmekten nasır tuttu
süzgeç parmak uçlarım

Sonu yok kavgamın
Sözüm yetmişlerde kaldı.

Not: Bu şiir bir şeker hastası tarafından hipoglisemi anında yazılmıştır. (Beşir Fuat'ın ölüm anını not etmesi örnek alınmıştır. Deneysel bir çabadır.)

22 Eylül 2014 Pazartesi

94A

korkmadan yazmak isterdim
kararmadan
yazımın dağınıklığına sığınmadan
aynı düşüncelerin sıkıcılığına takılmadan
gelecek uğruna harcamadan
geçmişte kırdığım kalemimi

aksın isterdim kuru yük gemileri boğazımdan
oturmasın kahkası bitmeyen hiçbir martı dizelerimde
ufacık resimler büyümesin
soğumasın tabaktaki yemekler
dalmışken televizyondaki yeni dünya düzenine

kafiye,redif,alliterasyon,asonans
liseden kalma bildiklerim
dokunmasın tazecik şiirime
bulandırmasın ruhumun ışığını
bilimin soğukluğu ısıtsın ellerimi

bir şair girsin rüyama benden başka
haddimi bildirsin ve gitsin
şekerler uyusun yer yataklarında
biberden daha acı şekerler
güller bıraksın yanaklarımda

ve kimsenin haberi olmasın
ben sessizce gideyim

29 Ağustos 2014 Cuma

asit denizi

her çene bir fazlalık
çözüm,çare,çıkış...
hepsi uydurma.

en güzel sözleri sana
saklamıştım oysa

empati büyük yalan
boğulurken kardeşin acıdan

bir akıl patlar şiddetli
hiddet,yeşil kol
saat alır yol

bekleme
gelmez o gemi
yükü dünden ağır
batar belki

üzmeyin küçük teyzeyi
yeterince yosun tutmuş
belli..

22 Ağustos 2014 Cuma

ne mi diyorum?

"kimse kimsenin fildişi kulesine dokunmasın"
Diyorum.
"kimse acıdan boğulurken cankurtaran aramasın"
Diyorum.
"kimse kapısı olmayan evlere girmesin"
Diyorum.
"kimse telefon açmasın"
Diyorum.
"kimse kimseyi merak etmesin"
Diyorum.
"kimse kocaeli'ne düşmesin"
Diyorum.
"kimse tekerrürden ibaret olmasın"
Diyorum.
"kimse söz vermesin"
Diyorum.
"kimse akrabalaşmasın"
Diyorum.
"kimse galata kulesini sevmesin"
Diyorum.
"kimse yağmurlara sır vermesin"
Diyorum.
"kimse söz hakkını almasın"
Diyorum.
"kimse şiirlerimi okumasın"
Diyorum.
Yoruldum.
Susuyorum.

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Aynadaki Kız

Odadayım
Bir ben varım masa başında
Bir de aynadaki kız
Kız biraz sinirli
Saçları dağılmış
Sanki umut yoksunu
Hayâlleri çalınmış
Yapacakları varmış da
Geç kalmış
Ona inanan da yokmuş
Elleri kalem siyahı
Aklı yosun tutmuş
Kırılmış
Kandırılmış kendi tarafından
Yok sayılmış
Soğuktan kızarmış gözleri

Yazık
Nereden gelmiş ki odama?

13 Ağustos 2014 Çarşamba

misafir

...gözlerimde gece,saçlarımda tan yeri biriktirdim...
Görünmez iplere çamaşır sererdim
Gökler odamın tavanı
Ay karanlığımın ışığı
Umuttan bahsedemem
Yıllar önce bir şeker kutusuyla gömdüm
Sıcaklığı da kaybettim bir ocak günü
Doğduğumda ayaz bir kış
Üzerimde yalancı kuş tüyü

Susarak anlatırdım derdimi Toroslardan önce
Bulut beyazıydı kağıdım
Yağmurlar,karlar doldu gözlerime
Kederin menekşesi açtı sehpamın üzerinde
Masam neşe odunu,kışlık yakacak
Diplomam unutulmuş kitap aralarında
Geçmiş ötmez
Kelimeler arkada kalır değişmez
Pişmanlık bir kalem etmez

Her doğan çocuk ana baba
Yarından habersiz
Şimşekler,yıldırımlar,korkular
Teknolojik saçmalıklar

Hikayemin üzerine yıldız düştü.

8 Ağustos 2014 Cuma

ROMATİZMA

Kitlesel isyana teşvikten
Bulutları içeri almalı
Yağmurları ise zindanlara atmalı
Büyük ağrılara sebebiyetten

Kasım 2013

6 Ağustos 2014 Çarşamba

KİM

Sadece niyetine kullandığı 'yalnız'lar dan bile daha yalnızdı.
O kadar yalnışa batmıştı ki yanlış sözcüğündeki yanlışını fark etmiyordu.
Gözleri kadar belirsizlikteydi. Umrunda da değilmiş gibi olmaya çalışıyordu.
Kolay kolay da özür kabul etmezdi yüreği. Unutmak kabahatiydi sanki.
Ama çoğu kez gözü kapalı unuturdu. Canı sıkkın olduğunda da akıtırdı
gözlerinden. Akanlar söndürmezdi daha çok alevlendirirdi belki.
Bilmezdi ne yaptığını,vaz da geçmezdi.
Güya samimiyeti arardı ama kendi soğukluğundan en çok da kış aylarını
sevdiğini zannederdi.
Kaybolmuştu bulmaya çıktığı yolda. Öğrenmek için çabaladığı düşüncesi
karartmıştı önünü. Görmek neydi? Ondan bile habersizdi.
Hiç anısı olmayan çiçekler kuruturdu. O çiçekler kokmazdı ve ait
olamazdı. Havada asılı kalırdı. Kimsesiz,kuru,hissiz..

4 Ağustos 2014 Pazartesi

O AN

adam haklıydı.
ve en çok da sorgusuzdu.
çünkü biliyordu.
gerek yoktu soru sözlerine.
fakat yaptığı her yorum düğümlenen bir boğazdı.
gözleri hesap sormuyordu.
resmen hesap veriyordu.
ve o anda küçüklüğünün değeri dahi ölçülmüyordu.
bu dahi gereksizdi.
sen kırılmış bir hayâldin,boşa bağlanmış umuttun,olmayacak âmindin,açılmayacak kasımpatıydın,yosun tutmayacak taştın,karaktersiz harflerdin..
ve o bunun farkındaydı.
konuşmak lazım değildi ama etraf çok gürültülüydü.
düşünmek lazım değildi ama geçen yıllar beyne hücum ediyordu.
ağlamak lazım değildi ama gözlerin seni un ufak yapmak için çabalıyordu.
hiç dahi lazım değildi ama hiçlik zaten bir hiç olan benliğini daha koyu bir hiçe çekiyordu.
kuyudaydın;ses yok..
bataklıktaydın;el yok..
dipteydin;çıkış yok..
karadaydın;ışık yok..
sendeydin;hakkın yok..

AMA NAFİLE..

Ağır,boğucu,karanlık bir sessizlik... Ne demişti o? Ya da farkında mıydı acaba ne dediğinin? Sevdiklerini acıtmaya gücü yetiyor zaten.. Ne zamandan beri böyle olmuştu? Hangi tadı almıştı ki yüreği de böylesine gözyaşı bilmez,karşıdakini tanımaz,dediğini tartmaz olmuştu? Biri mi yakmıştı acaba canını yoksa o soğuk gülüşünü bilmeden candan gibi mi olmaya çalışıyordu? Yoksa sahiden de ne kadar komik ve vahim bir durum içinde olduğunu göremiyor muydu? Yine o sessizlik..sessizliğin içinde değer verene değersizliğini hissettirme zaferi.. Belki de ağzından bir anda çıkıverdi,belki de pişman,belki de aklında sadece birkaç saniye öncesine dönebilme isteği.. Ama bu ilginç rahatlama seansında herkes dibine kadar biliyor ki geri dönüş imkansız,söz tüm gereksiz titreşimini yapıp kulaklara ulaştı. Ne bilim vakti ne de anlayış.. Fırtına kopması gerek ama nafile. Ne yazık ki odadaki herkes kendine kıymetli,kimse kimsenin umurunda değil,kimin kalbi son çarpışında,kimin gözü yaşlı,kim yorgun.. Bizim aklı evvel bir kelam etti yine,hiç konuşmasa da olur dediğin türden.. Bir başka öfkeyi yanlış yerde yanlış zamanda kusmuştu yine. Konuştuktan sonra anladı o da zaten. AMA NAFİLE...