17 Aralık 2015 Perşembe

Romatizmal Sancılar

Gizlediğim şeyler  çok büyük
Bulutlar, denizler, gökdelenler
Fakat en yakınının elinden tutamamak
Derdini görememek
Ve tüm olumsuzluklar
Ve tüm yorgunluklar
Ve tüm ağrılar
Tek bir ilaca umut bağlamak
Ya da umudu kesmek tüm ilaçlardan
Yaradana sığınmak
Verdiği tüm acılara rağmen
Yine ona yalvarıp yakarmak
Türk hekimlerinin yalanı
Tüm hekimlerin yalanı
Kışı sevdiğine lanet etmek
Yağmuru sevdiğine pişman olmak
Tüm sevdiklerinden vaz geçmek
Zorunda olmak
Zorunda kalmak
Tüm mecburiyetler
Göz yaşlarına geçmeyen sözler
Duyulmayan kelimeler
Yaşlılık, sessizlik, gençlik

Kısacası
...

14 Aralık 2015 Pazartesi

Kafayı Yemeden Önceki Son Durak: SESİMİ DUYDUNUZ MU?

Gördüğüm uzak bulanıklardan memnunum. Belki son zamanlarda içimi rahatlatan tek zamansal ve uzaysal olayım bu. Hep ruhsuzluk hep bir huzursuzluk var üzerimde. Başlatan da bitiren de benim. Dalga dalga dibe batan da benim. Dünya barışında sandığımdan yalnızım. Potansiyelimi beyaz sayfalardan silip beyaz önlüklerin ceplerine sıkıştırdım. Hayallerimi yosun yeşili bir binanın kapı önünde kaybettiğimden beri... Ya da sarımsı elektirik akımına kapıldığımdan beri... Ya da sırtımdaki yük takımdan ayrı düz koşuya çıktığından beri...
Bir rüyanın başını hatırlamaya çalışmak gibi... Zaman ve mekan mefhumu uzay üzerinde...
Birim zamanım, ortalamam,  türevim ve türevlerim ve aslım...
Söylesene ne zaman biter sorularım?

16 Kasım 2015 Pazartesi

Potaya Değmeyen Üçlükler

Kim demiş Türkçe yazıldığı gibi okunur diye? Düşünsenize bir yazdıklarımızın ne kadarı okunmaya değer? Ya da yazdıklarımızın ne kadarıyız.
Ben en çok yazdığımı okumadığımda ve ya konuşamadığımda kızarım kendime. Hayır hayır kızmak değil! Yazdığım olamadığımda üzülürüm halime. Çünkü bilirim yazdıklarımı konuşabilsem her şey daha farklı olabilirdi.
Ama yine de hayır! Çoğu zaman düşündüklerimi de kelimesi kelimesine yazamam ki. Arada bazı değerli düşünceler uçar gider. Bu durumda eksik kalır yazıya geçenler.
Eksikliği olan duygulardır belki de. Mesela ansızın tanımadığım birinden gelen "günaydın"ın şaşkınlığını anlatamam.
Ve ya çok önemli sohbetin ortasındayken sorulan "Aç mısın? "ın tokluğunu anlatamam.
Zamanı beklenen " nasılsın"ın özlemini anlatamam.
Zatenlerin çaresinliğini anlatamam.
Keşkelerin tuzunu anlatamam.
Boş denizin acısını anlatamam.
...
Bencillere hizmetin hak görüldüğü bu yerde... Ben iki adım daha atmışım. Çok mu?

26 Ekim 2015 Pazartesi

Olmaktan Çok Uzakta

Şu aralar yazasım yok. Ancak yazmaktan başka çarem de yok. Kendimle çatışmaktan yorgunum. En çok da yürümekten ve üşümekten.
Mesela olmayanı özlemek neden? Cümlelerle anlatamadığın, gözlerinle göremediğin özlem neden? Tıpkı anlatmadan anlamadınız demek gibi.
Fondaki müzik benden çok uzak, dönen sohbet benden teğet geçti. Yine seçim vakti ve asılsız vaatler atımı.
Masamdaki böcekleri anlatacaktım ama masam da kalmadı. Adamlar, yüzyüzeyken konuşmazlarmış. Masasız beklerken fark ettim.
Günlük dertlerden ötesine geçemiyoruz. Anlaşılmak için hazırlanan kağıtlar imzalanmadan çöplere terk edilmiş.
Kalabalık toplantılardan vazgeçmişken, dört kafanın en uzağına kurulmuşuz.
Merkezden uzak bu ağaçlar arasında, sonbahar sarısını beklemeyi umarken, benim olmayan konserlere hazırlanmaya başladım.

Her günkü kıyafetleri eleştirmekten yorulmadınız mı?

9 Ekim 2015 Cuma

Hayal Kırıklıkları Fakültesi

Ve bir gün kaybolmaya başladığında
Geleceğe dairler, ve saireler
Yarınsızlık baş gösterdiğinde mesela
Yere vurduğunda ayaklarımız
Kurumuş sayfalar çatlamadığında
Düz yol otobüslerinde yer verince gençlere yaşlılar
Çaylar soğuktan acılaştığında
En çok da
Hayal iktidarlarına darbeler vurulduğunda...

Zorunlu ve zorlu seçimler
Aşılması mümkün olmayan mesafeler
Tahminsiz, vedasız gidenler
Zahmetsiz şiirler

Gün eridi.

9 Eylül 2015 Çarşamba

Milyonluk Astronot

Gündem yoğun
Sen yoksun
Hayır önemli olan bu değil
Söyleyemem var olduğumu
Aramaktan gözlerim yorgun
Kırdıklarımdan
Ve kırıldıklarımdan
Küskün rengini unuttuklarım
Kalabalıklarda arıyorum seni
Arka planı kalabalık fotoğraflarda
Köşeyi döndüğüm eski sokaklarda
Bulmak ümidim değil
Aramak alışkanlığım
Alkışlar yan masadan ısmarlama
Tahta kasalara atılmış çıkma
Başarılar
Koalisyon kaosu sofralarda misafir
En yakınım televizyon siyasetçisi
Hiç çıkmadan ekranlara
Her neyse
Nice maçlar yendim, sevinmedim.
Kekler yaptım, yemedim.
Saçmaladım.
Söz veriyorum
Seni bulduğumda
Tanımayacağım
...

7 Temmuz 2015 Salı

Heybemdeki Derin Devlet-2

Emanetini koruyabilmek isterdim 
Canlılığın parasız antibiyotiklerin devlet destekli olduğu ülkemde 
Yaşatmak isterdim her canlıyı
Savaş açmadan deniz kıyısı kentlere 
İncitmeden bile hastalık patojenimi
İyileşmek isterdim yaratandan ötürü 
Acil servis denilince acıkan midem guruldasa
Kulaklarım duyduklarına yanılır
Acziyetimi bildim bileli
Rahmete daha çok muhtacım
Artık yorgunum 
Ve tek başıma saçmayım
Gelmeni isteyemem biliyorum ama
Gelsen de tamamlasan beni 
Yarım yamalak tatlardan sıkıldım. 
Unutma beklettikçe ayıbın büyüyor. 
Bekledikçe düşüncelerim büyüyor. 
Beklettikçe çayın soğuyor. 
Bekledikçe umudumun anlamı kaçıyor. 
Sakın şaşırma 
Bu gürültü benim değil
Bu görüntü benim değil
Bu yalvarışlar, yarışlar, yakarışlar, yağışlar, yaşlar, yanılışlar, yanlışlar, yakışlar, yanışlar, yalnızlıklar benim değil.
Dikkat et 
Her şey sadece kayıptı. 
Bulmaya ne meyilim ne mecalim var.

Görsem sarılıp omzunda hüngür hüngür ağlayacağım insanlar var. Bir de her gün görüp yanında ağlamaya kıyamadıklarım... 
Rahat olabilirsin. 
Hiçbiri gerçek değildi.

Uzun sessizlik...

20 Haziran 2015 Cumartesi

Bedelli Bisiklet

Gecenin timsah gözyaşlarına aldırmadan yoluna devam etti. Ne düşünmesi gerektiği hakkında bir fikri yoktu. O bir ördek terbiyecisiydi. Hayallerini kuran oydu, yıkacak olan da oydu. Zaten bir başkasının kendi üzerinde böylesi haklara sahip olmasına izin veremezdi. Ancak en çok kızdığı bu önemli görevi kendisine yüklemişken bunu beceremeyeceği düşüncesine kapılmasıydı.
Tüm rüzgarlara tutulurdu zaten. Sayılardan, sıralardan şifreler üretirdi. Açık olanı görmektense fark edemediğine inanırdı. Çocukluk arkadaşı geldi birden aklına. Ne de güzel söylemişti: Güneş yoksa umut da yoktur. Rüzgarın canı cehenneme.
Yoo, hayır. Bu söylem tarzı hiç de o kırmızı yanaklı toparlak tosbağanın tarzına benzemiyordu. Acaba nereden duymuştu bunu? Zabıta komşusunun verdiği imdb puanı düşük filmlerden birinde mi? Ya da geçen yıl "Sonra görüşürüz evlat! " diyerek gözlerini kapatmayı unutup ölen dedesinin dişsiz ağzından mı dökülmüştü gecesini aydınlatma çabasından yoksun bu cümlecik.
Amacından sapmış düşüncelerinin çıkış noktasını ararken buldu kendini. Alışkanlık haline getirdiği kaybolma seanslarından birindeydi. Gecenin karanlığında ışığı yanan tek apartman dairesini fark etti. Sabah çıkarken hırsızsavar olarak açık bırakmıştı salonun ışığını.
Her zamanki gibi yaptığı hatanın bilincindeydi. Komşular rahatsız olmasın diyerek timsahlardan kaçan ördek yavrusu şaşkınlığıyla daldı binaya.

Heybemdeki Derin Devlet-3

Senin olmadığın bir kent düşünüyorum
Belki o zaman özgürleşirim
Koca hiçsizlikler bulaşır şiirime
Rengi belirsiz gözlerin uzaklaştığında
Ya da ben ardıma bakmayı bıraktığımda
Kısa saçlarım dağılır deniz eteği rüzgarla
Yüzme bilmeyenin fark edemeyeceği yalan yakınlıklar
Bekleyenlerin son dakika sabırsızlıkları
Korku artık tüm hekimlerin tavsiyesi ecele
Tutarsız vaatlerim var artık notlarımda

Ağrılarımın ölçü birimini bulamıyorum.

Heybemdeki Derin Devlet-1

Korkuyorum işte anlasana
Baharım hiç iyileşmeyecekmiş gibi
Yolum hiç bitmeyecekmiş gibi
Sorularım hiç dinmeyecekmiş gibi
Yarınım hiç gelmeyecekmiş gibi

Ne olacağını bilememekten yorgunum
Zamana bırakamamaktan kendimi
Her daim suçluyum
Elim ayağım hep dolaşık
Dilim varmaz galata'nın tepesine
"Gel desem işin vardır falan"
Tadım hep buruk
Gülmelerim temsili
Samimiyetim dipleri görmüş

Filtresi yamalı bir araba
Kaportası boyanmış yeni nişanlı
Zamansız alınmış pahalı dergiler

Sonu görünmeyecek kadar
Yorgun ve
Karanlık
Ve korkak.

Hanımelilerle bir tutma beni.
Kayboldum.

8 Mayıs 2015 Cuma

Elektrik Yüklü Bulutlar

Binler, yediler, izmirliler
Resimlerimi çaldılar
Metehan'ın askerleri rüyalarımı taradılar.
Sevdiğim yazarlar tek tek öldü
Şairler ise zaten hiç olmadılar
Ana seçim haberlerinin sonuna geldik.

Boş vaatler dileriz.

2 Nisan 2015 Perşembe

Ondan Yirmiye

Filistinli bir çocuk için gözyaşı dökemem değil mi?
Kesin sevgilimden ayrılmışımdır.
Yarınlarım için şiir yazamam değil mi?
Kesin aşık olmuşumdur.
Kendim istediğim için kapanmış olamam değil mi?
Kesin ailem zorlamıştır.
Metal müzik dinleyemem değil mi?
Kesin kedi kesiyorumdur.
Kitaplar için para harcayamam değil mi?
Kesin makyaja, tokaya yatırmışımdır.
Haklı olduğu için bilimi savunamam değil mi?
Kesin beynim yıkanmıştır.
Kitap okuduğum için geç saatlere kadar uyanık kalmış olamam değil mi?
Kesin kızlarla sabaha kadar mesajlaşmışımdır.
İnternette araştırma yapamam değil mi?
Kesin sosyal medyaya sarmışımdır.
Bakanlarınızı hem sevip hem eleştiremem değil mi?
Kesin çevremde anarşist vardır.
Tarihi merak edemem değil mi?
Kesin osmanlı magazincisiyimdir.
Kendi düşüncelerim olamaz değil mi?
Kesin birileri böyle şeyleri bana öğretiyordur.
Sevdiğim bir yazarı övemem değil mi?
Kesin yakışıklı diye böyle konuşuyorumdur.
Haklı olamam değil mi?
Kesin birileri haddimi bildirmek için hazırolda bekliyordur.

Yazık!
Siz ve ön yargılarınız.
Zoraki saltanatınızdan haberiniz yok.
Umutlarınızdansa yalanlarınız daha çok.

29 Mart 2015 Pazar

Yazmayacaktım.

"Aldığın oksijenin hakkını vermen gerek!" dedi saçları özerkliğini ilan edip tarak sözü dinlemeyen kız. "Bu söz sana ait değil." dercesine baktı bal rengi gözlü çocuk. Kız umursamadı zaten anlamamıştı da neyi kast ettiğini. Ona göre hayalleri vardı ve vazgeçmesi için bir sebebi yoktu. Evet koştuğu zirve bambaşkaydı, takılıp durduğu engeller başkaydı. İstiyordu ki onunla beraber bu yolda koşanlar da pes etmesindi. Kimse umutsuzluğa kapılmasındı. Yapılacak şeyler azalmıştı artık saymaya korktuğu günleri gibi. "Yorgunum." demek de baş kaşımak gibi zamansızdı. Elinden gelmeyen de sudan gelen eşekle yarışa girmişti. Kimin önce geleceği belli değildi. Kızın emin olduğu tek şey ayaklarına inen karasuların akıl perdesini çekmemesi gerekyiğiydi.
Ne kadar garipti. Saatler artık geriye değil, ileriye alınıyordu. Niyetler işlerden, sorular cevaplardan, aynalar görüntülerden daha önemliydi. Şiirler ise sadece kayıptı.

10 Mart 2015 Salı

∞-1 kişilik gösteri

Sonra 'sen' diye mırıldanıyorum içimden.
Keyfim yerine gelsin diye,
umudum yeniden doğsun diye,
endişelerim dinsin diye,
Elim ayağım tutsun diye
Ne yazık ki olmuyor
Dışarıda fizik devam ediyor
Sen dahi durduramıyorsun
Ağırlaşan bulutları
Sen dahi taşıyamıyorsun
Sönmüş yaşları
Sen dahi güldüremiyorsun
Yorgun anneleri
Sözüm, gücüm, bugünüm
Bir tek bana bağlıyken
Bir tek ben kurtarabilecekken bizi
En çok bana üzülüyorum
Vazgeçtim bu böyle olmayacak
Artık sen yaz ben okurum
Bir tek sen yaz ben okurum
Bana yazma, ben okurum.
Yeter ki ben yazmayayım, sen okumamış olma.
Yağmur yağsa da
Romatizmalı dizelerim rahatlasa!
En içten
Âmin!

16 Şubat 2015 Pazartesi

maymun-aymunin-munins-insan

Yağmurlar bulutun derdiydi
Kimse anlamadı.

Bir anne ağladı.
Bir baba sustu.
Amansız bir anda bir kız bağırdı.
Kimse duymadı.

Söylenenler havada asılı
Gözler,kulaklar ekranlara takılı
Gerçeğe daima kapalı

Anlatmaya değmez.
Bilmeyen bilmez.

Ellerimi bıraktım bir dere kenarında
Başımı unuttum çöp yığınları arasında

Suçlu mu?
Allah'ım içimizdeki mefistolardan koru.

1 Şubat 2015 Pazar

fil gözlüm

Üzgünüm sevgilim
İkindi vakti okunan yatsı gibiyim
Bugünlerde şiirimin dinamizmi ölü
Ve sen yokken
Dogmalarını tartışmayan bir öğretmen
Bir de ayaküstü felsefe yapan şovmen
Var rüyalarımda.

Mikro canlılar için sığınma eviyim
Yürüyenlere göre de tam bir deliyim
Bana sorarsan -ki sormamanı dilerim-
Dili tutulmuş bir spikerim.

Şimdi gerçekten üzgünüm sevgilim
Kimsenin etek boyuyla ilgilenemiyorum
Boş zamanlarım-da da- hayret ediyorum
En çok da seni sevemiyorum

Unutmadan bu aralar imkansızı deniyorum
Bekleme artık gelemiyorum
Öğrendim artık kimseye de "gel" demiyorum.

25 Ocak 2015 Pazar

yaşlı pastam

yüz beşime bastım bugün
aklım ne yaşımda
ne de başımda
tüm yarınlarım tek bir sayfada
biliyorum bir çoğu da
çürümek üzere toprak altında

farkı yok günlerimin
numarası belirsiz gözlerimin
sonu yok sonsuza özlemimin
dermanı kalmadı secde işaretli dizlerimin
sesi duyulmaz oldu âminlerimin
yaprakları çoktandır tükendi takvimlerimin

Ve ben hâlâ sıcak bir çay peşindeyim
Doğum günüm kutlu olsun
Artık yüz beşimdeyim...

20 Ocak 2015 Salı

sana dair...

sende ne var biliyor musun güzelim?
hastalıklı bir sessizlik. derinlemesine acıtan anlamsız bir seda yoksunluğu. zamanla elinde olmayanı da kaybetme duygusu. dayanılmaz bir üşüme. önce bakışlarda bir soğukluk. ardından parmak uçlarına kadar hissizlik. belki geçmiş bir inat,unutulmuş bir dalga fakat boğazına düğüm etmiş. izin vermiyor hiç bir söze.
kendine acımayla kendine hayran kalmadan oluşan bir tortu var gözlerinin dibinde. kararsızlığın kuru yakıcılığı. dikkate alınmama.
her yeniye alerjin var gibi. eskiye tutulmuşsun. bir nevi eski deliliği. değişmeme tutkusu bir kamikaze ortasında. uyumsuzluk. bakışlarıyla konuşamama.
kaygı taklidi umarsızca. belirli belirsiz istekler. tanışmanın arkasızlığı. yarınsızlık. kendini duymama.
gözyaşının duygusuzluğu,samimiyetsizlik,ilgisiz heyecan. ilginç bir ben merkezi. görünmez ketumluk. daim asık surat. memnuniyetsizlik. psikolojik yansımalar. aynaya bakamama.
harika bir hafıza. her şeyi herkesi hatırlayan fakat kendinin hatırlanma değeri olmayan. hikayesizlik. anısızlık. sıfatsızlık.
yokken minnet. çokken hastalık. hep borçlu ve vakitsiz. hep haksız ve zevksiz. gereksiz his kullanımı.
bahane elin,kolun,ayağın.
denizde kum sende sebep.
şairde söz sende yalan.
akılda soru sende oyun.
sende ne var biliyor musun güzelim?
sadece elli yıl önceden gelen mektupların ve yıllar sonraya iletecek cevapların.