15 Mayıs 2021 Cumartesi

🍉

Kırılacak bir hevesin, kurtarılacak bir dünyan yok.
Hevesleri sonra konuşuruz.
Ama bize kurtarılacak bir dünya bırakmamışlar. Elimizi kolumuzu öyle bir bağlamışlar ki.. Yapılacak hiçbir şey kalmamış. Nefret etmene, tüm kalbinle lanet etmene dahi izin vermiyorlar. Seneler öncesinde yaşananı yine yaşatıyorlar. Her şey gözler önünde oluyor. Sosyal medya büyük bir nimet demek isterdim. Ama insanoğlu.. Bu cümleyi tamamlamak çok klişe olacak, vazgeçiyorum. Tarih tekrar ederken sadece izliyoruz. Neden elimizden bir şey gelmiyor? Aynısı oldu. O zamankileri de suçlayamayız o zaman. Çok saçma. Bir çıkar yolu olmalı. Bir şeyler yapabilmeliyiz. Şiirin, romanın, birkaç özlü sözün ötesine geçebilmeliyiz. Neden değiştiremiyoruz hiçbir şeyi? Nesiller boyu aynı katliama sessiz kalıyoruz. Yapabilecek bir şeyler olmalı. Bu düzen hep böyle mi devam edecek? Birileri ölecek, biz de bir iki twitle ah vah edeceğiz. Sonra canı sıkılanlar o twit atılan, resim paylaşılan yerleri kapatacak, hiçbir şey yaşanmamamış gibi devam edecek. Hatta üç vakte kadar çıkıp 'Haklıydık.' diyecek. Biz de hatırlamayacağız bile. Kime ne olduğunu yine unutacağız. Mazide bir yara, iyileşmemiş bir yara. Devası olmayan, devası aranmayan. Ne olacak böyle peki? Nereye kadar sürecek böyle? Kimse hadsizlerin karşısına dikilmeyecek mi? "Hesabını vereceksin!" diye haykırmayacak mı kimse? "Özgürlüğümü, evimi, kardeşimi benden alamazsın !" diyen olmayacak mı? Teknolojin de sosyalliğin de gerçeğin de geleceğin de yerin dibine batsın! Aynı şeylere hep susmak da kararlılık göstergesi mi? Hep aynı acılara dilsiz kalmak? Daha ilk geldiğinde kovmalılardı dağdan gelenleri bağcılar. Ama o an herkes armutlarla meşguldü sanırım. Tıpkı şimdi olduğu gibi. Eskisinden daha güzel uyutuluyoruz. Uykumuzun farkında bile değiliz. Rüyalarımızdan habersiziz. Kurtarılacak dünyamızı bile yıktılar. Viranları mesken gösteriyorlar artık. Feryat eşliğinde halay çekiyorlar.
Görmüyor musunuz? Gözlerinizin önünde, burnunuzun dibinde kadını, çocuğu, adamı, anneyi, babayı, evladı, insanı, doğuyu, batıyı, kuzeyi, güneyi, dünü, yarını, bugünü, cesareti, özgürlüğü, varlığı, yaşamı, ölümü, daha nicesini, daha binlercesini değersizleştiriyorlar, yok sayıyorlar, yok ediyorlar...
Uyanmak için daha ne gerek?
Görmek için kaç göz gerek?
Duymak için kaç çığlık gerek?
Şahit olmak için kaç kır(y)ım gerek?