20 Haziran 2015 Cumartesi

Bedelli Bisiklet

Gecenin timsah gözyaşlarına aldırmadan yoluna devam etti. Ne düşünmesi gerektiği hakkında bir fikri yoktu. O bir ördek terbiyecisiydi. Hayallerini kuran oydu, yıkacak olan da oydu. Zaten bir başkasının kendi üzerinde böylesi haklara sahip olmasına izin veremezdi. Ancak en çok kızdığı bu önemli görevi kendisine yüklemişken bunu beceremeyeceği düşüncesine kapılmasıydı.
Tüm rüzgarlara tutulurdu zaten. Sayılardan, sıralardan şifreler üretirdi. Açık olanı görmektense fark edemediğine inanırdı. Çocukluk arkadaşı geldi birden aklına. Ne de güzel söylemişti: Güneş yoksa umut da yoktur. Rüzgarın canı cehenneme.
Yoo, hayır. Bu söylem tarzı hiç de o kırmızı yanaklı toparlak tosbağanın tarzına benzemiyordu. Acaba nereden duymuştu bunu? Zabıta komşusunun verdiği imdb puanı düşük filmlerden birinde mi? Ya da geçen yıl "Sonra görüşürüz evlat! " diyerek gözlerini kapatmayı unutup ölen dedesinin dişsiz ağzından mı dökülmüştü gecesini aydınlatma çabasından yoksun bu cümlecik.
Amacından sapmış düşüncelerinin çıkış noktasını ararken buldu kendini. Alışkanlık haline getirdiği kaybolma seanslarından birindeydi. Gecenin karanlığında ışığı yanan tek apartman dairesini fark etti. Sabah çıkarken hırsızsavar olarak açık bırakmıştı salonun ışığını.
Her zamanki gibi yaptığı hatanın bilincindeydi. Komşular rahatsız olmasın diyerek timsahlardan kaçan ördek yavrusu şaşkınlığıyla daldı binaya.

Heybemdeki Derin Devlet-3

Senin olmadığın bir kent düşünüyorum
Belki o zaman özgürleşirim
Koca hiçsizlikler bulaşır şiirime
Rengi belirsiz gözlerin uzaklaştığında
Ya da ben ardıma bakmayı bıraktığımda
Kısa saçlarım dağılır deniz eteği rüzgarla
Yüzme bilmeyenin fark edemeyeceği yalan yakınlıklar
Bekleyenlerin son dakika sabırsızlıkları
Korku artık tüm hekimlerin tavsiyesi ecele
Tutarsız vaatlerim var artık notlarımda

Ağrılarımın ölçü birimini bulamıyorum.

Heybemdeki Derin Devlet-1

Korkuyorum işte anlasana
Baharım hiç iyileşmeyecekmiş gibi
Yolum hiç bitmeyecekmiş gibi
Sorularım hiç dinmeyecekmiş gibi
Yarınım hiç gelmeyecekmiş gibi

Ne olacağını bilememekten yorgunum
Zamana bırakamamaktan kendimi
Her daim suçluyum
Elim ayağım hep dolaşık
Dilim varmaz galata'nın tepesine
"Gel desem işin vardır falan"
Tadım hep buruk
Gülmelerim temsili
Samimiyetim dipleri görmüş

Filtresi yamalı bir araba
Kaportası boyanmış yeni nişanlı
Zamansız alınmış pahalı dergiler

Sonu görünmeyecek kadar
Yorgun ve
Karanlık
Ve korkak.

Hanımelilerle bir tutma beni.
Kayboldum.