12 Kasım 2016 Cumartesi
8 Kasım 2016 Salı
öylesine...
28 Ekim 2016 Cuma
Eskici
Bakmayın öyle güçlüyüm ben ayaklarında dolaştığına. Korkağın teki. Sefil düşüncelerinden dahi saklanmayı bilmez. Yüreğinin kalabağı ürkütür geceleri. Uykusunun en ağır geldiği anlarda şarkılar söyler. Anlamı yoktur onun için. Tek bildiği karanlık bir melankolidir. Teslim olmuştur başına gelen her şeye, ince eleyip sık dokuyup şikayet etmeden önce. Kılı kırk yarmadan söylenmez. Bu da her şeyden memnunmuş havası verir bezginlikten kurtulamamış yüzüne. Bir de garip bir huyu vardır. En doğru gerçekleri özellikle de kendi hakkında olanları arkasından söyletmez, direkt yüzünüze söyler ve sonuna kadar hak verir. Çünkü cebinde balçıkla gezmez. Güneşi saklamak için bulutlarını kullanır. Garip bir haklılık duygusu da vardır. Bu hak nereden gelmiştir bilinmez ama sonuna kadar da kullanır. Fala falan da inanmaz. Gelecek belirsizken daha doğrusu plansızken daha yaşanabilirdir ona göre. Planladığı çoğu şey uçup giderken sadece kabullendiği için böyle düşünür olmuştu galiba. Vaz geçtiği -kolayca vaz geçtiği- hayallerini kırarken de bu geçmişti aklından. Yaptığı hataları ve yazdığı klişeleri de hiç unutmuyordu. Aynı sözcükleri defalarca kombinlemesine rağmen yine de yazıyordu. Yeni projeleri vardır mesela her zaman aklında. Ama asla cesaret ve ümide yem etmez onları. Yıllarca bekletir tek bekleyenin kendisi olduğunu fark etmeden.
Bir de sihirli bir değnek arar etrafında. Elindekileri görmeden.
22 Eylül 2016 Perşembe
İsimsiz Bir Hint Filmi
Biri seni delicesine severken haykırmak kolaydır
Ya da kabullenmek
Ya da ihanet etmek
Ya da güçlü olmak
Ama bilemedin canımın içi
Beni bıraktın
Ne bulacağını düşünmeden
En güvenmesi gereken güvenmezken gittin
Enkaz, yığın...
Olmadı
Bu defa da olmadı
Yanlış sorular cevapsız kalmalı
Şansını zorlama
Gittiğini kabul et
Döneceğini de
Yirmi karar da yanlışsa
Yirmi birinciyi unut
Daha ne kadar açıklayabilirim
Fişlerdeki beşlerin kontrol edildiği yerdeyim
Geceleri çocukların değil habercilerin üstünün örtüldüğü yerdeyim
Tiyatroda değil gerçek sahnedeyim
Bir kuruşun bir kurşundan üstün tutularak sözlerin harcandığı yerdeyim
Sen nerdesinki?
Dönen sözcükler söylenmemiş olacak ki kafam hala dopdolu...
Yazmasak da olurmuş işte
Yeni bir kanıt mı istemiştiniz?
Buyrunuz ohalde...
14 Eylül 2016 Çarşamba
kamu spotu
tıpkı sözcüklerle somutlaştırılmaya çalışılan anlar, anılar gibi. somutlaştırmak basitleştirmek demek değil midir? kolaylaştırmak, herkese ulaştırmak. beni görün, duyun derken değersizleştirmek. yazmak, söylemek...
büyü bozmak demek istemiyorum ama en uygunu bu gibi.
bu yüzden uzun zamandır yazmak istemiyorum galiba. süregeleni bozmaktan hep korkmuşumdur zaten. ya da sadece duruma açıklık getirmek istemiyorum. kafamın içindeki yığın her zaman oyalanmak için tercihimdir.
uykularımın kaçtığı da yok. gitmelerle kalmalarla da bir derdim yok. yavaş yavaş kabulleniyorum her şeyi. sevmeye sevilmeye kendimi sevdirmeye niyetim de yok. ben buyum diyeli uzun zaman oldu. unutmaya da çabalamıyorum, hatırlamaya da.
haksızlığımı ilan etmiştim zaten.
artık yazmaya da söylemeye de gerek duymuyorum. anlaşılmak gibi bir niyetim olmamıştı hiçbir zaman. yanlışlarım olduğunu bildiğimden beri.
fırsatlarımı da tükettim.
zaman geçtikçe yağmur ya da bulut oluyorum galiba. söyleyip yazdıkça unutuyorum. yağınca geçiyorum. bi' bulut olup geçiyorum. geçerken yağıyorum.
hep aynı şeyi söylediğimi fark ediyorum.
bu da fiziki bir döngü.
yaşam döngüsü.

