her çene bir fazlalık
çözüm,çare,çıkış...
hepsi uydurma.
en güzel sözleri sana
saklamıştım oysa
empati büyük yalan
boğulurken kardeşin acıdan
bir akıl patlar şiddetli
hiddet,yeşil kol
saat alır yol
bekleme
gelmez o gemi
yükü dünden ağır
batar belki
üzmeyin küçük teyzeyi
yeterince yosun tutmuş
belli..
29 Ağustos 2014 Cuma
25 Ağustos 2014 Pazartesi
22 Ağustos 2014 Cuma
ne mi diyorum?
"kimse kimsenin fildişi kulesine dokunmasın"
Diyorum.
"kimse acıdan boğulurken cankurtaran aramasın"
Diyorum.
"kimse kapısı olmayan evlere girmesin"
Diyorum.
"kimse telefon açmasın"
Diyorum.
"kimse kimseyi merak etmesin"
Diyorum.
"kimse kocaeli'ne düşmesin"
Diyorum.
"kimse tekerrürden ibaret olmasın"
Diyorum.
"kimse söz vermesin"
Diyorum.
"kimse akrabalaşmasın"
Diyorum.
"kimse galata kulesini sevmesin"
Diyorum.
"kimse yağmurlara sır vermesin"
Diyorum.
"kimse söz hakkını almasın"
Diyorum.
"kimse şiirlerimi okumasın"
Diyorum.
Yoruldum.
Susuyorum.
Diyorum.
"kimse acıdan boğulurken cankurtaran aramasın"
Diyorum.
"kimse kapısı olmayan evlere girmesin"
Diyorum.
"kimse telefon açmasın"
Diyorum.
"kimse kimseyi merak etmesin"
Diyorum.
"kimse kocaeli'ne düşmesin"
Diyorum.
"kimse tekerrürden ibaret olmasın"
Diyorum.
"kimse söz vermesin"
Diyorum.
"kimse akrabalaşmasın"
Diyorum.
"kimse galata kulesini sevmesin"
Diyorum.
"kimse yağmurlara sır vermesin"
Diyorum.
"kimse söz hakkını almasın"
Diyorum.
"kimse şiirlerimi okumasın"
Diyorum.
Yoruldum.
Susuyorum.
18 Ağustos 2014 Pazartesi
Aynadaki Kız
Odadayım
Bir ben varım masa başında
Bir de aynadaki kız
Kız biraz sinirli
Saçları dağılmış
Sanki umut yoksunu
Hayâlleri çalınmış
Yapacakları varmış da
Geç kalmış
Ona inanan da yokmuş
Elleri kalem siyahı
Aklı yosun tutmuş
Kırılmış
Kandırılmış kendi tarafından
Yok sayılmış
Soğuktan kızarmış gözleri
Yazık
Nereden gelmiş ki odama?
Bir ben varım masa başında
Bir de aynadaki kız
Kız biraz sinirli
Saçları dağılmış
Sanki umut yoksunu
Hayâlleri çalınmış
Yapacakları varmış da
Geç kalmış
Ona inanan da yokmuş
Elleri kalem siyahı
Aklı yosun tutmuş
Kırılmış
Kandırılmış kendi tarafından
Yok sayılmış
Soğuktan kızarmış gözleri
Yazık
Nereden gelmiş ki odama?
13 Ağustos 2014 Çarşamba
misafir
...gözlerimde gece,saçlarımda tan yeri biriktirdim...
Görünmez iplere çamaşır sererdim
Gökler odamın tavanı
Ay karanlığımın ışığı
Umuttan bahsedemem
Yıllar önce bir şeker kutusuyla gömdüm
Sıcaklığı da kaybettim bir ocak günü
Doğduğumda ayaz bir kış
Üzerimde yalancı kuş tüyü
Susarak anlatırdım derdimi Toroslardan önce
Bulut beyazıydı kağıdım
Yağmurlar,karlar doldu gözlerime
Kederin menekşesi açtı sehpamın üzerinde
Masam neşe odunu,kışlık yakacak
Diplomam unutulmuş kitap aralarında
Geçmiş ötmez
Kelimeler arkada kalır değişmez
Pişmanlık bir kalem etmez
Her doğan çocuk ana baba
Yarından habersiz
Şimşekler,yıldırımlar,korkular
Teknolojik saçmalıklar
Hikayemin üzerine yıldız düştü.
Görünmez iplere çamaşır sererdim
Gökler odamın tavanı
Ay karanlığımın ışığı
Umuttan bahsedemem
Yıllar önce bir şeker kutusuyla gömdüm
Sıcaklığı da kaybettim bir ocak günü
Doğduğumda ayaz bir kış
Üzerimde yalancı kuş tüyü
Susarak anlatırdım derdimi Toroslardan önce
Bulut beyazıydı kağıdım
Yağmurlar,karlar doldu gözlerime
Kederin menekşesi açtı sehpamın üzerinde
Masam neşe odunu,kışlık yakacak
Diplomam unutulmuş kitap aralarında
Geçmiş ötmez
Kelimeler arkada kalır değişmez
Pişmanlık bir kalem etmez
Her doğan çocuk ana baba
Yarından habersiz
Şimşekler,yıldırımlar,korkular
Teknolojik saçmalıklar
Hikayemin üzerine yıldız düştü.
12 Ağustos 2014 Salı
8 Ağustos 2014 Cuma
ROMATİZMA
Kitlesel isyana teşvikten
Bulutları içeri almalı
Yağmurları ise zindanlara atmalı
Büyük ağrılara sebebiyetten
Kasım 2013
Bulutları içeri almalı
Yağmurları ise zindanlara atmalı
Büyük ağrılara sebebiyetten
Kasım 2013
6 Ağustos 2014 Çarşamba
KİM
Sadece niyetine kullandığı 'yalnız'lar dan bile daha yalnızdı.
O kadar yalnışa batmıştı ki yanlış sözcüğündeki yanlışını fark etmiyordu.
Gözleri kadar belirsizlikteydi. Umrunda da değilmiş gibi olmaya çalışıyordu.
Kolay kolay da özür kabul etmezdi yüreği. Unutmak kabahatiydi sanki.
Ama çoğu kez gözü kapalı unuturdu. Canı sıkkın olduğunda da akıtırdı
gözlerinden. Akanlar söndürmezdi daha çok alevlendirirdi belki.
Bilmezdi ne yaptığını,vaz da geçmezdi.
Güya samimiyeti arardı ama kendi soğukluğundan en çok da kış aylarını
sevdiğini zannederdi.
Kaybolmuştu bulmaya çıktığı yolda. Öğrenmek için çabaladığı düşüncesi
karartmıştı önünü. Görmek neydi? Ondan bile habersizdi.
Hiç anısı olmayan çiçekler kuruturdu. O çiçekler kokmazdı ve ait
olamazdı. Havada asılı kalırdı. Kimsesiz,kuru,hissiz..
O kadar yalnışa batmıştı ki yanlış sözcüğündeki yanlışını fark etmiyordu.
Gözleri kadar belirsizlikteydi. Umrunda da değilmiş gibi olmaya çalışıyordu.
Kolay kolay da özür kabul etmezdi yüreği. Unutmak kabahatiydi sanki.
Ama çoğu kez gözü kapalı unuturdu. Canı sıkkın olduğunda da akıtırdı
gözlerinden. Akanlar söndürmezdi daha çok alevlendirirdi belki.
Bilmezdi ne yaptığını,vaz da geçmezdi.
Güya samimiyeti arardı ama kendi soğukluğundan en çok da kış aylarını
sevdiğini zannederdi.
Kaybolmuştu bulmaya çıktığı yolda. Öğrenmek için çabaladığı düşüncesi
karartmıştı önünü. Görmek neydi? Ondan bile habersizdi.
Hiç anısı olmayan çiçekler kuruturdu. O çiçekler kokmazdı ve ait
olamazdı. Havada asılı kalırdı. Kimsesiz,kuru,hissiz..
4 Ağustos 2014 Pazartesi
O AN
adam haklıydı.
ve en çok da sorgusuzdu.
çünkü biliyordu.
gerek yoktu soru sözlerine.
fakat yaptığı her yorum düğümlenen bir boğazdı.
gözleri hesap sormuyordu.
resmen hesap veriyordu.
ve o anda küçüklüğünün değeri dahi ölçülmüyordu.
bu dahi gereksizdi.
sen kırılmış bir hayâldin,boşa bağlanmış umuttun,olmayacak âmindin,açılmayacak kasımpatıydın,yosun tutmayacak taştın,karaktersiz harflerdin..
ve o bunun farkındaydı.
konuşmak lazım değildi ama etraf çok gürültülüydü.
düşünmek lazım değildi ama geçen yıllar beyne hücum ediyordu.
ağlamak lazım değildi ama gözlerin seni un ufak yapmak için çabalıyordu.
hiç dahi lazım değildi ama hiçlik zaten bir hiç olan benliğini daha koyu bir hiçe çekiyordu.
kuyudaydın;ses yok..
bataklıktaydın;el yok..
dipteydin;çıkış yok..
karadaydın;ışık yok..
sendeydin;hakkın yok..
ve en çok da sorgusuzdu.
çünkü biliyordu.
gerek yoktu soru sözlerine.
fakat yaptığı her yorum düğümlenen bir boğazdı.
gözleri hesap sormuyordu.
resmen hesap veriyordu.
ve o anda küçüklüğünün değeri dahi ölçülmüyordu.
bu dahi gereksizdi.
sen kırılmış bir hayâldin,boşa bağlanmış umuttun,olmayacak âmindin,açılmayacak kasımpatıydın,yosun tutmayacak taştın,karaktersiz harflerdin..
ve o bunun farkındaydı.
konuşmak lazım değildi ama etraf çok gürültülüydü.
düşünmek lazım değildi ama geçen yıllar beyne hücum ediyordu.
ağlamak lazım değildi ama gözlerin seni un ufak yapmak için çabalıyordu.
hiç dahi lazım değildi ama hiçlik zaten bir hiç olan benliğini daha koyu bir hiçe çekiyordu.
kuyudaydın;ses yok..
bataklıktaydın;el yok..
dipteydin;çıkış yok..
karadaydın;ışık yok..
sendeydin;hakkın yok..
AMA NAFİLE..
Ağır,boğucu,karanlık bir sessizlik... Ne demişti o? Ya da farkında mıydı acaba ne dediğinin? Sevdiklerini acıtmaya gücü yetiyor zaten.. Ne zamandan beri böyle olmuştu? Hangi tadı almıştı ki yüreği de böylesine gözyaşı bilmez,karşıdakini tanımaz,dediğini tartmaz olmuştu? Biri mi yakmıştı acaba canını yoksa o soğuk gülüşünü bilmeden candan gibi mi olmaya çalışıyordu? Yoksa sahiden de ne kadar komik ve vahim bir durum içinde olduğunu göremiyor muydu? Yine o sessizlik..sessizliğin içinde değer verene değersizliğini hissettirme zaferi.. Belki de ağzından bir anda çıkıverdi,belki de pişman,belki de aklında sadece birkaç saniye öncesine dönebilme isteği.. Ama bu ilginç rahatlama seansında herkes dibine kadar biliyor ki geri dönüş imkansız,söz tüm gereksiz titreşimini yapıp kulaklara ulaştı. Ne bilim vakti ne de anlayış.. Fırtına kopması gerek ama nafile. Ne yazık ki odadaki herkes kendine kıymetli,kimse kimsenin umurunda değil,kimin kalbi son çarpışında,kimin gözü yaşlı,kim yorgun.. Bizim aklı evvel bir kelam etti yine,hiç konuşmasa da olur dediğin türden.. Bir başka öfkeyi yanlış yerde yanlış zamanda kusmuştu yine. Konuştuktan sonra anladı o da zaten. AMA NAFİLE...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

