26 Nisan 2017 Çarşamba

Gecenin üçü

Benimle konuşmanız için illa yağmur mu yağmalı bayım?
En kısa zamanda tüm doğruları değiştirmeli
Beş şıktan en rüküşünü seçmeli
Seçim vaatlerini art arda ekleyip duble yollar yapmalı

Yağmur yağması için illa sizi mi beklemeliyim bayım?
Çoklu kişiliğime hakaret bu
Alma çılgınlığına artı bereket
Beklemek kısacık ömürlere zulmet

Yağmayan ağrılardan, romatizmal yağmurlardan muzdaribim
İlaçlarımdan ayrılıp yeni bitkiler kaynatmalı
Bilmek de farkında olmak kadar sahtekâr mı
Belgede sahtecilik gelecek için değer mi



Yeter artık
Beni düzeltme
Sessizce onayla
...

Sessizlik
İyiki gerçek hayat böyle değil.

19 Nisan 2017 Çarşamba

Doğruları mırıldanmak

Doğrularımız olmalı, bir de vazgeçemediğimiz şarkılarımız. Nasıl ki şarkılarımıza laf söyletmiyorsak, nasıl ki onlardan sıkılmayıp tekrar tekrar dinliyorsak doğrularımız da öyle olmalı. Olmalı ki en ufak bir eleştiride tüm doğruluk fenomenlerimiz çökmesin. Daha da yükselsin. Arkasında dimdik duralım. Edebiyatı mesela doğrularımız için yapalım. Tüm süslü kelimelerimizi kandıramama üzerine sarf edelim. Tüm cümlelerimizi yalan söylememe üzerine kuralım. Vicdanımız rahatlasın, kendimizi dipsiz kuyularda dahi şarkı söylerken bulalım. İstemsizce doğrularımızın arkasında duralım. Sinir sistemimizin en güzel, en yararlı refleksi bu olsun.
Ama düşünüyorum da sesimiz cılızken de favori şarkımızı mırıldanabiliriz. Varsın kimse  duymasın. Hep birlikte aynı şeyi söylemesek de, farklı melodileri sevsek de en sonunda bir gürültü duyulacaktır. En sonunda bir kelime anlaşılır.
Demem o ki doğrularımızın arkasında duralım. Dalga geçenler, korkak diyenler mutlaka mutlaka olacaktır. Bocalamak günlük sporlarımız haline gelecektir. Test edilmek zorundayız, sınırlarımızı bilmek için. Testler de zamanla antrenman olacak. Şarkımızın sözlerini başkaları için değiştirmiyorsak sorun yok. Kendi şarkımızı kendimiz yazıyorsak daha çok yalnız kalırız belki. Ama melodiyi sevdiysek vaz geçmeyelim. Varsın yol sıkıcı olsun. Varsın yolun kenarında kediler, köpekler olsun. Yol yeter ki doğruya varsın.

15 Nisan 2017 Cumartesi

yok musun

ve halıdan özür dilerim
ve limondan
ocakta unuttuğum sayısız çorbadan
sonra yapmak için not aldığım ama yapmaya üşendiğim keklerden
yıkamadığım bulaşıklardan
yıktığım hayallerden
abartmadığım yeteneklerimden
anlatmadığım hikayelerimden
yerden almak istemediğim sonuçlardan
çare olmayan doktorlardan
gittiği için üzülmediğim kimselerden
kimsem olmayanlardan
hiç kimsem olmayacaklardan
yarın görmeyeceklerimden
beklemeye layık görmediklerimden
arkasından konuşmayı suç bildiklerimden
beni kıran ama benim kırmaya korktuklarımdan
vanilya kokmayan soğumuş kahvemden
şekersiz çikolatama zam yapanlardan
yüzüme gülüp sonrasını umursamayanlardan
uzun uzun ekler almış kelimelerden
okumayı ertelediğim yazarlardan
yeni yazanlardan
yazmayı sonraya bıraktıklarımdan
her türlü sosyal medya mecrasından
verdiğim sözü tutmadıklarımdan
mesafelerimi aşamayanlardan
mesafelerimi aşmasına izin vermediklerimden
umudu olanlardan
umudu olamadıklarımdan
hayali olmadığımı bilmeyenlerden
beklediklerimden
köşeyi her döndüğümde karşıma çıkan annelerden
ve oğullarından
kalemimden
fildişi kalemden
senden
günden
sessizlikten
...
özür dilerim
kendimden
değil ama
o başka bir zamana
belki de hiçbir zamana
ve şimdiden
özür dilerim
...



9 Nisan 2017 Pazar

Lütfen saatlerinizin ayarı ile oynamayınız.

Bu yazının ilk cümlesini arıyorum. Sanırım kaybettim. Diğer kayıplarımı hesaba katmıyorum bile. Zaten birkaç küçük fırsat ve hayalden ibaretler. Onlara hayıflanarak bir ömür yeterince vakit kaybettik. O saatleri atlamanın, ileri almanın imkanı yok.
İmkanı olan başka şeyler var mesela. Sözlerimiz. Ortalığı karıştırmayan, kimseyi infiale sürüklemeyecek, tamamen bir amaca bağlı sözlerimiz. Nasıl ki dil sürçmeleri bilinçaltında yatan baskılanmış gerçeklerimizi ifade ediyorsa başkalarından duyduklarımızı da bir başkasına iletilirken o cümleye inanmışlığımızı ortaya seriyor bence. Kimse inanmadığı şeyi bir başkasına iletmez kısacası.
Bu kadar derdin arasında buna takılmak da işin boşvermişliği olsa gerek. Oysa tam şu anda tüm gelecek iki seçenek halinde önümüze sunulmuş durumda ya da tüm ölümler farkedilmeyi beklemekte. Bizse günlük uğraşlardan, keyiflerden ileri gidemiyoruz. Tabağımızda tuzumuz olsun da kabağımız olmasa da olur düşüncesindeyiz.
Kaybolmuş ve kaybolmayı bekleyenlerden olmamak gerek.

Ve arasıra aklıma gelmezsen mutlu olurum. Bu kadar yokken bu kadar aklımı meşgul etmen yorgunluğuma yorgunluk katıyor.
Düşüncelerde dahi olsa bu kadar çok karşılaşmamız mümkün değil.