Kimse karşısındakine değer vermiyor. İster bu aç bir kedi olsun, ister kanadı kırık bir kuş, ister yardım isteyen bir insan... Kimse hiçbir şeyi umursamıyor. Özürler boşa harcanıyor. Bilgisine sonsuz güvenmek istediklerimiz laf dinlemiyor.
Bir kız ne kadar küçük yaşta inanıyor tanımadığı birinin hayatını değiştirebileceğine? Bir anne ne zaman vaz geçiyor kendi yetiştirdiği çiçeklere güvenmekten? Ne kadar da zavallıyız değil mi? Güçlüyü oynamamız üç saniye falan sürüyor. Oysa yol aldıkça dikleşmeliydi başımız. Göğe ermek niyetinde değildik hiçbir zaman ama en azından sevdiklerimize verdiğimiz sözleri tutabilseydik.
Kelimeler hep anlamsız geliyor artık. Yerli yerinde değil hiçbiri. Ortaya dağılmış küçük oyuncaklar gibiler. Toplanmadıkça ayağımıza batıp canımızı acıtıyorlar.
Nefes alıp vermelerim bozuluyor. Attığım her adım beni kendimden uzaklaştırsın istiyorum. Kilometrelerce yürüsem de kaçamıyorum kendimden, bencilliklerinizden, imalı sözlerinizden. Ne ara bu kadar oyun kurar oldunuz? Her gün yüzüne baktıklarınızdan da mı utanmıyorsunuz?
Bugün bir şey daha öğrendim. Kimse karşılığını almadıkça size değerli olabileceğinizi dahi hissettirmek istemiyor. Bu zamanlarda umursamamazlık hayli moda. Modanız batsın.
Hatta komple batalım. Çok uzun sürdü bu mevzu. Olmuyor işte yapamıyoruz. Kendimizi kurtaramadığımız gibi etrafımızda olmayanları bile karanlığımıza sürüklüyoruz. Her birimiz içi hınca hınç dolu karadelikleriz. Bir yerleri doldurma konusunda da metrobüs kültürümüz sayesinde liste başlarındayız zaten.
Nereden çıkış yapıyorduk?
Bir kız ne kadar küçük yaşta inanıyor tanımadığı birinin hayatını değiştirebileceğine? Bir anne ne zaman vaz geçiyor kendi yetiştirdiği çiçeklere güvenmekten? Ne kadar da zavallıyız değil mi? Güçlüyü oynamamız üç saniye falan sürüyor. Oysa yol aldıkça dikleşmeliydi başımız. Göğe ermek niyetinde değildik hiçbir zaman ama en azından sevdiklerimize verdiğimiz sözleri tutabilseydik.
Kelimeler hep anlamsız geliyor artık. Yerli yerinde değil hiçbiri. Ortaya dağılmış küçük oyuncaklar gibiler. Toplanmadıkça ayağımıza batıp canımızı acıtıyorlar.
Nefes alıp vermelerim bozuluyor. Attığım her adım beni kendimden uzaklaştırsın istiyorum. Kilometrelerce yürüsem de kaçamıyorum kendimden, bencilliklerinizden, imalı sözlerinizden. Ne ara bu kadar oyun kurar oldunuz? Her gün yüzüne baktıklarınızdan da mı utanmıyorsunuz?
Bugün bir şey daha öğrendim. Kimse karşılığını almadıkça size değerli olabileceğinizi dahi hissettirmek istemiyor. Bu zamanlarda umursamamazlık hayli moda. Modanız batsın.
Hatta komple batalım. Çok uzun sürdü bu mevzu. Olmuyor işte yapamıyoruz. Kendimizi kurtaramadığımız gibi etrafımızda olmayanları bile karanlığımıza sürüklüyoruz. Her birimiz içi hınca hınç dolu karadelikleriz. Bir yerleri doldurma konusunda da metrobüs kültürümüz sayesinde liste başlarındayız zaten.
Nereden çıkış yapıyorduk?