15 Şubat 2017 Çarşamba

Kendi içinde boğulmak

Hayal kırıklığı değil seninki. Heves kırıklığı. Kırdın kendini parça parça. Etraf kirlenmesin diye en yakınında olan ve en kolayına geleni kırdın. Yetmezmiş gibi projenin adına yürekten inandın. Sustun!

- Şimdi yağmur sussun!

Yok öyle şey. Anlamadın mı hala? Saksı, bardak, vazo, kedi, bulut olsaydı anlardı. Bir sen anlamadın. Sen sustuğun an yağmur şarkı söylemeye başlar. Yazın en hit ve aynı zamanda en nefret edilen şarkısı gibi ritmini durduramazsın. Kendine gel bu sen değilsin.

- Yağmurlar, anlıyorum dile geldiniz. Ama yeter!

Yook, yetmez sana. Bak biz bile dile gelmişiz ama sen kendine gelememişsin. Pardon ama o meraklı, anlatmaktan yorulmayan, hayallerime yaklaşan kıza ne oldu? Ne yaptın ona? Aynaya her baktığında o kızdan utan bari. Ama nerdee? Sen anca günlük çok da lüzumu olmayan hikayelere gül. Geri bildirim alma hevesinde ol. Kendi olmayı seven kız olma hiç.

- Boğuluyorum, görmüyor musun yağmur?

Müstehak sana.

- Yapmayın. Nefes almam gerek.

Sen git. İlhamın gelsin. O zaman yine bir durum değerlendirmesi yaparız. Şu son iki senede nelere hiç gereği yokken katlandın. Bu mu zor geliyor sana? Hiç samimi değilsin. Hatta soğuk nevalesin. Bunu da başkasından duyma.

- Hepsinin farkındayım. Her sabaha böyle uyanmak çok zor.

Oysa başka sabahlara uyanmak elinde.

- Mazeretlerim var.

Kabul edilmedi. Söyler misin neyi bekliyorsun?

- Kapı.

Tüm kapıları cereyan yapıyor diyerek kapattın diye hatırlıyorum. Ellerinle. Tek tek. Kilitledin. Belki kapatsan geri açabilirdin. Ama anahtarları da saman alevlerinde erittin. Kendini tüketiyorsun.

- Yoruluyorum.

Hangi sebeple? Neye dayanarak yoruluyorsun? Ortada somut hiçbir şey yok. Sen kendini hapsettin. Sonra da bunu kabullendin. Kabullenmek büyük bir meziyet sanki.

- Şimdi sıra bende.

Otur oturduğun yere. Ben gitmeden hiçbir yere gidemezsin. Zaten yeterince bekledin. Daha da beklersin. Yalnız olmadığının farkında olup yalnızlığı seçmek niye bana açıklar mısın?

- Bu tartışmanın kazananı yok.

Kazanan yok belki ama gidecek olan da yok. Ben hep burdayım.

-Hep?

Bu denizde yalnız olmadığını bilip kendin de dahil herkesi görmezden gelmen büyük bencillik. Bencilsin.

- Biliyorum.

Bildiğini sanıyorsun.Biliyorum.

1 Şubat 2017 Çarşamba

Yeniay

...Leyla'ya...

Kolay olsun diye sana yazdığımı düşünmemelisin Leylacığım. Ya da tam olarak öyle düşünmelisin. Ama bir şeyden emin olarak yazdığımı bilmelisin: İşin çok zor be Leyla.
Sen çok güçlü bir kızsın. Kimileri bunu sessizlik olarak adlandırsa da ve ya sen bunu kendini kandırmak olarak nitelendirsen de sen çok dayanıklı birisin. Böyle olmanın seni iyileştirdiğinin farkındasın. Kendini kabullenmenin yolunu bu olarak görüyorsun. Başkaları seni pek kabullenmese de sen zaten yazarak mecnun'a ulaşamayacağını biliyorsun. Mecnun, sadece yazar. Ve herkes onu okur. Senin yazdıkların kimsenin umrunda değildir, mecnunun bile. Yazarak bir yere varmak hayallerinde bile yokken buralarda biraz daha takılman zaman alır. Bu aralar zamandan başka harcayacağın kadar bol şeylerin yok.
Tek derdinin annenin yanında yatarken nefesini onun nefesine uydurmak olduğu o günleri özlediğini biliyorum Leyla.  Özlemek de böyle bir şey işte, her zaman dillendirilmiyor. Bazen yutkunamayacak kadar özleyebiliyor insan. Bazen de özlediğin şeyin ne olduğunu da bilemeyebilirsin. Tüm ayrıntıları, fikirleri, bilinmezleri bilmek istersin ama mümkün değildir. Bilinmezlere de özlem duyarsın, içindeki anlamsız boşluğa da.

Leyla, kendine iyi bak. Sen bana lazımsın.