Bu acı çayı artık içmeyecekti. Sohbetin başından beri içmeyi unuttuğu acılaşmış, soğumuş çaya baktı. Zaten sohbet bir yere gitmiyordu. Tek bir yere takılıp kalan bozuk cd'ler gibi aynı eski şarkıyı çalıp duruyordu. Vaziyet hiç iç açıcı görünmüyordu. Ne söylese kapısı aynı cümleye açılıyordu. bu cümle hariç her şeyi ama her şeyi söyleyebilirdi.
Kapı açılıp kapanıyordu. İçeriye yeni insanlar, yeni hayatlar ve daha önce hiç duymadığı yeni terimler girip çıkıyordu. Zaman sandığından hızla akıyordu. Oysa o cümleye takılmıştı. Acı çayın damakta bıraktığı tat sanki o cümleyi söylemeye teşvik ediyordu onu. Bu soğumuş, kararmış, bol demli, şekersizken iyice ağız buruşturan çay tüm kelimelerin dudaklarından dökülmesi için temel atma çalışmalarına başlamıştı sanki. Ne kadar da zordu şu anı devam ettirmek.
Aslında söyleyeceği cümle umurunda değildi. Bir çırpıda söyleyip omuzlarını rahatlatmak istiyordu. Yükü kalkınca yüzünü bulutlara çevirip derin derin nefes almak istiyordu. Yeni aldığı tüm nefeslerin bir önceki cümlesinden tamamen bağımsız olacağını hayal ediyordu. Hapsolup kaldığı kelime yığınından seçtikleri onu özgürleştirecekti. Bir martı kadar dertsiz, tasasız, görünmez olacaktı.
Karşısındakini dinlemeye devam etti. Aslında bu konu onunla yakından uzaktan alakalı değildi. Başından beri konuştukları da kendisinin ilgi alanına girmiyordu. Hep bir uçurumun kenarında yürümüş ama asla boşluğa bakmamışlardı. Sadece durumu bir süreliğine idare ediyorlardı.
Cümleyi aklından uzaklaştırdı. Aslında belki söylese canı daha az yanacaktı. Ya söylerken sesim titrerse diye düşündü. Bu düşünce dahi canını acıtmaya yetti. Kafasının içinde çok uzun süre kalmıştı.
Karşısındaki iyi olup olmadığıyla çok da alakadar olmasa da durumu kurtaran asıl kahraman olmak için "İyi misin?" diye sordu. Basit bir cümleydi. Cevabı da o kadar basit olmalıydı. Boş gözlerle sessizliğe gömüldü. Böyle bir sessizlik anında değil de alalade bir laf arasında söyleyecekti asıl cümlesini. "İyiyim, sanırım bu bardaktaki çayımsı şey tadımı kaçırdı." dedi.
Bir fırsatı daha kaçırmıştı. Demek ki insanlar içlerine böyle atıyordu. Erteliyordu ya da bir fırsatı daha olacağını düşünüyordu. Bunun olmayacağını adı gibi biliyordu oysa. Kelime hapishanesinde artık daha fazla parmaklık vardı.
Koğuş arkadaşlarının ise tek teselli yöntemi: "Boş ver önemli olan şey sağlık. Gerisi bir şekilde hallolur." idi.