20 Aralık 2017 Çarşamba

Saat 10.38.

Bugünlerde siyahın bile rengi değişti. Eskisi gibi değil. Yağmur yağıyor ve ben sadece izliyorum. Bu bile aslında durumu açıklamaya yeter. Başka söze gerek yok. Sözlerimi kendime saklıyorum her zamanki gibi. Havuç turşularımın yanına koyacağım. Sonra da unuturum. 
Geçen gün kıyamet kopsun istedim. İtiraf ediyorum. Tüm kötülerin yanında tüm iyilerin de yanmasını, bir nevi acılarının dinmesini istedim. Haberleri izleyince yüreğim yoruluyor çünkü. Ve hiçbir şey yapamıyoruz. Yapanları da alkışlıyoruz sadece. Su serpiyoruz yüzümüze yalnız. 
Metrobüs kültürüne adapte olduk. Hiç sormadan, ne oluyoruz demeden. Evrimin en hızlısı bugünlerde yaşanıyor. Darwin görse gözleri dolardı. Ve bilimi falan düşünmeden gidip yatırım yapardı. Artık inanmayanların bile dini imanı para. Gerçi Darwin'i falan bilemem. Herkes vicdanını sakalıyla, makyajıyla gizliyor. Gözleri görmesek de olur. 
Dönemin zihniyeti berbat, şikayet kutuları hiç boşalmıyor, mandalinalar sahici değil, hava bile garip. En önemlisi de kimse kimseye güvenip onu sevemiyor, sevmek için bile çaba harcamıyor. Ve son olarak yağmur yağıyor ben sadece izliyorum. Bu bile aslında durumu açıklamaya yeter.

6 Aralık 2017 Çarşamba

Bünyamin karlı bir havada gitmeyi seçti.

Demek gidiyorsun Bünyamin. Nedenini sormayacağım. Benim için gideceğini söylemen, haber vermen bile yeterli. Belki sebebi benimdir diye düşünmeyeceğim zaten senden beni azıcık da olsa düşünmeni isteyerek yeterince bencillik yaptığımı sanıyorum. Yine de teşekkür ederim bu bilgilendirme için. Her ne kadar kendi yazdığı karakter tarafından terk edilecek ilk yazar olsam da gittiğin yerde daha mutlu olmanı istiyorum. Ne dersin belki bu defa hak ettiğin baş karakter unvanına ulaşırsın. Kimi zaman yeşil kimi zaman siyah olan gözlerine yeni hikayelerde benim yükleyemediğim tüm anlamlar yüklenir umarım. Sevdiğine bakınca güneşi ısıtan gülüşün başkalarına umut olur. Benim okuyucularıma nasip değilmiş. Trafiğe takılmadan, teyzelerden azar işitmeden, işinden istifa etmeden, yağmura yakalanmadan nice yollar yürürsün ve karanlığından kurtulursun. Ah be Bünyamin, benim yerime de uç. Sevdiklerinin gökyüzünde pofuduk fillere benzeyen bulut ol. Tüm kararlılığınla git. Ardına bakma. Neden diye sorma. Beni öylece bırakıp git. Geri de gelme. Nasıl olsa ben kendime yeni hikayeler bulurum. Önemli olan sensin. Gidenler zaten geride kalanların başının çaresine bakabileceğini bilerek gidiyor. Yoksa herkes yerli yerinde kalır, kök salar. 
Lütfen Bünyamin. Tam da giderken sevgi sözcükleri sarf etme. Yarım kalanlar yarımken daha güzel. Hem sen beni bilirsin. Ben sonu okuyucunun hayal dünyasına bırakılmış öyküleri daha çok severim. Sonu bende kalsın bu konuşmanın.
Bak, otobüsün bir sayfanın son satırında seni bekliyor. Herkes gibi sen de el sallama sakın. Elini salladıkça tüm anıların dağılır Bünyamin.
Git hadi. Beni düşünme. Ben alışkınım. Sen de alışmaya bak. Sakın pişman olayım da deme. 
Başka sayfalarda buluşmak üzere. Beni unut Bünyamin.