22 Eylül 2016 Perşembe

İsimsiz Bir Hint Filmi

Biri seni delicesine severken haykırmak kolaydır
Ya da kabullenmek
Ya da ihanet etmek
Ya da güçlü olmak
Ama bilemedin canımın içi
Beni bıraktın
Ne bulacağını düşünmeden
En güvenmesi gereken güvenmezken gittin
Enkaz, yığın...
Olmadı
Bu defa da olmadı
Yanlış sorular cevapsız kalmalı
Şansını zorlama
Gittiğini kabul et
Döneceğini de
Yirmi karar da yanlışsa
Yirmi birinciyi unut
Daha ne kadar açıklayabilirim
Fişlerdeki beşlerin kontrol edildiği yerdeyim
Geceleri çocukların değil habercilerin üstünün örtüldüğü yerdeyim
Tiyatroda değil gerçek sahnedeyim
Bir kuruşun bir kurşundan üstün tutularak sözlerin harcandığı yerdeyim

Sen nerdesinki?

Dönen sözcükler söylenmemiş olacak ki kafam hala dopdolu...

Yazmasak da olurmuş işte

Yeni bir kanıt mı istemiştiniz?

Buyrunuz ohalde...

14 Eylül 2016 Çarşamba

kamu spotu

yağmurlara çok yükleniyoruz. ya da bulutlara... gereğinden fazla anlam taşıyorlar. neden bilmiyorum ama bunu ben de yapıyorum. belki kolay olduğundan belki tüm gözler tarafından rahatça görülebildiğinden, herkesçe duyulabildiğinden. bilmiyorum ama bu çok anlamsız. ayrıca büyük haksızlık. onların amacı bu değil ki. sadece döngüyü devam ettirmek için varlar. gerçek olan fiziki döngüyü devam ettirmek. su döngüsü, yaşam döngüsü... ama anlam yüklendikçe sorumlulukları artıyor ve bu onları daha da anlamsızlaştırıyor. yazık ediyoruz.
tıpkı sözcüklerle somutlaştırılmaya çalışılan anlar, anılar gibi. somutlaştırmak basitleştirmek demek değil midir? kolaylaştırmak, herkese ulaştırmak. beni görün, duyun derken değersizleştirmek. yazmak, söylemek...
büyü bozmak demek istemiyorum ama en uygunu bu gibi.
bu yüzden uzun zamandır yazmak istemiyorum galiba. süregeleni bozmaktan hep korkmuşumdur zaten. ya da sadece duruma açıklık getirmek istemiyorum. kafamın içindeki yığın her zaman oyalanmak için tercihimdir.
uykularımın kaçtığı da yok. gitmelerle kalmalarla da bir derdim yok. yavaş yavaş kabulleniyorum her şeyi. sevmeye sevilmeye kendimi sevdirmeye niyetim de yok. ben buyum diyeli uzun zaman oldu. unutmaya da çabalamıyorum, hatırlamaya da.
haksızlığımı ilan etmiştim zaten.
artık yazmaya da söylemeye de gerek duymuyorum. anlaşılmak gibi bir niyetim olmamıştı hiçbir zaman. yanlışlarım olduğunu bildiğimden beri.
fırsatlarımı da tükettim.
zaman geçtikçe yağmur ya da bulut oluyorum galiba. söyleyip yazdıkça unutuyorum. yağınca geçiyorum. bi' bulut olup geçiyorum. geçerken yağıyorum.
hep aynı şeyi söylediğimi fark ediyorum.
bu da fiziki  bir döngü.
yaşam döngüsü.