1 Mayıs 2017 Pazartesi

Bir hikaye yazsaydım adını ne koyardım bilemedim.

Tekrar gökyüzüne baktı. Bulutlar iyice toplanmıştı. Rüzgar da kendini hissettirmeye başlamıştı. Bir bilim-kurgu romanı yazsaydı ilk cümleleri bunlar olurdu herhalde. Romanın filme çekilebileceği fikri belirdi zihninde. Imdb puanı altıyı geçemezdi. Kısacık da olsa içini hüzün sardı. İşte bu gerçekten anlamsızdı. Çayından bir yudum daha içti. Birazdan sesini duyacağı bir şimşek çaktı. Balkonda kalmaya karar verdi. Belki de dışarı çıkardı.
Bir yudum daha çay.. Bir aşk romanı yazsa adı bu olurdu herhalde. Sokağa baktı. Daha yağmur başlamadan kavgası başlamıştı. İki araba birbirine girecekken frenlemiş ama şoförleri kendilerini frenleyememişti. Avaz avaz bağırıyorlardı. Tam da şu anda bir perinin gelip tüm dünyayı susturmasını istedi. 
Sadece sessizlik olsun ve ardından yağmur... Olmayacağını biliyordu. En azından bir polisiye kitabı yayınlasa arkasındaki kısa özette yazacak kelimeleri bulmuştu.
Bir iki damla su değdi yüzüne. Birkaç dakika sonra bastırırdı. Adamlar susmadı. Çayı da soğumuştu. Dışarı çıkmaya karar verdi. Ama önce çamaşırları toplamalıydı. Ya da çiçeklere su mu verseydi?
Önce saksıları balkonun kenarına çekti. Yağan yağmurdan onlara da gelsin diye düşündü. Sonra çamaşırları topladı. Dünkü güneşin ardından iyice kurumuşlardı.
Şimdi dışarı çıkma zamanıydı. Şemsiyesine baktı. Almamaya karar verdi. Bu nisan yağmurunda şemsiye açmak yağmura saygısızlıktı. Usulca kapıyı açtı. Ev ile ilgili tüm düşüncelerini eşikte bıraktı.
Dışarıda onu bekleyen bulutlar, yağmur, rüzgar ve onun olmayan gürültüler vardı. Kendi içindeki uzay sessizliğine çekildi. Bir hikaye yazsa ilk sözleri bu olurdu herhalde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder