Demek gidiyorsun Bünyamin. Nedenini sormayacağım. Benim için gideceğini söylemen, haber vermen bile yeterli. Belki sebebi benimdir diye düşünmeyeceğim zaten senden beni azıcık da olsa düşünmeni isteyerek yeterince bencillik yaptığımı sanıyorum. Yine de teşekkür ederim bu bilgilendirme için. Her ne kadar kendi yazdığı karakter tarafından terk edilecek ilk yazar olsam da gittiğin yerde daha mutlu olmanı istiyorum. Ne dersin belki bu defa hak ettiğin baş karakter unvanına ulaşırsın. Kimi zaman yeşil kimi zaman siyah olan gözlerine yeni hikayelerde benim yükleyemediğim tüm anlamlar yüklenir umarım. Sevdiğine bakınca güneşi ısıtan gülüşün başkalarına umut olur. Benim okuyucularıma nasip değilmiş. Trafiğe takılmadan, teyzelerden azar işitmeden, işinden istifa etmeden, yağmura yakalanmadan nice yollar yürürsün ve karanlığından kurtulursun. Ah be Bünyamin, benim yerime de uç. Sevdiklerinin gökyüzünde pofuduk fillere benzeyen bulut ol. Tüm kararlılığınla git. Ardına bakma. Neden diye sorma. Beni öylece bırakıp git. Geri de gelme. Nasıl olsa ben kendime yeni hikayeler bulurum. Önemli olan sensin. Gidenler zaten geride kalanların başının çaresine bakabileceğini bilerek gidiyor. Yoksa herkes yerli yerinde kalır, kök salar.
Lütfen Bünyamin. Tam da giderken sevgi sözcükleri sarf etme. Yarım kalanlar yarımken daha güzel. Hem sen beni bilirsin. Ben sonu okuyucunun hayal dünyasına bırakılmış öyküleri daha çok severim. Sonu bende kalsın bu konuşmanın.
Bak, otobüsün bir sayfanın son satırında seni bekliyor. Herkes gibi sen de el sallama sakın. Elini salladıkça tüm anıların dağılır Bünyamin.
Git hadi. Beni düşünme. Ben alışkınım. Sen de alışmaya bak. Sakın pişman olayım da deme.
Başka sayfalarda buluşmak üzere. Beni unut Bünyamin.