28 Ekim 2016 Cuma

Eskici

Bakmayın öyle güçlüyüm ben ayaklarında dolaştığına. Korkağın teki. Sefil düşüncelerinden dahi saklanmayı bilmez. Yüreğinin kalabağı ürkütür geceleri. Uykusunun en ağır geldiği anlarda şarkılar söyler. Anlamı yoktur onun için. Tek bildiği karanlık bir melankolidir. Teslim olmuştur başına gelen her şeye, ince eleyip sık dokuyup şikayet etmeden önce. Kılı kırk yarmadan söylenmez. Bu da her şeyden memnunmuş havası verir bezginlikten kurtulamamış yüzüne. Bir de garip bir huyu vardır. En doğru gerçekleri özellikle de kendi hakkında olanları arkasından söyletmez, direkt yüzünüze söyler ve sonuna kadar hak verir. Çünkü cebinde balçıkla gezmez. Güneşi saklamak için bulutlarını kullanır. Garip bir haklılık duygusu da vardır. Bu hak nereden gelmiştir bilinmez ama sonuna kadar da kullanır. Fala falan da inanmaz. Gelecek belirsizken daha doğrusu plansızken daha yaşanabilirdir ona göre. Planladığı çoğu şey uçup giderken sadece kabullendiği için böyle düşünür olmuştu galiba. Vaz geçtiği -kolayca vaz geçtiği- hayallerini kırarken de bu geçmişti aklından. Yaptığı hataları ve yazdığı klişeleri de hiç unutmuyordu. Aynı sözcükleri defalarca kombinlemesine rağmen yine de yazıyordu. Yeni projeleri vardır mesela her zaman aklında. Ama asla cesaret ve ümide yem etmez onları. Yıllarca bekletir tek bekleyenin kendisi olduğunu fark etmeden.
Bir de sihirli bir değnek arar etrafında. Elindekileri görmeden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder