9 Nisan 2017 Pazar

Lütfen saatlerinizin ayarı ile oynamayınız.

Bu yazının ilk cümlesini arıyorum. Sanırım kaybettim. Diğer kayıplarımı hesaba katmıyorum bile. Zaten birkaç küçük fırsat ve hayalden ibaretler. Onlara hayıflanarak bir ömür yeterince vakit kaybettik. O saatleri atlamanın, ileri almanın imkanı yok.
İmkanı olan başka şeyler var mesela. Sözlerimiz. Ortalığı karıştırmayan, kimseyi infiale sürüklemeyecek, tamamen bir amaca bağlı sözlerimiz. Nasıl ki dil sürçmeleri bilinçaltında yatan baskılanmış gerçeklerimizi ifade ediyorsa başkalarından duyduklarımızı da bir başkasına iletilirken o cümleye inanmışlığımızı ortaya seriyor bence. Kimse inanmadığı şeyi bir başkasına iletmez kısacası.
Bu kadar derdin arasında buna takılmak da işin boşvermişliği olsa gerek. Oysa tam şu anda tüm gelecek iki seçenek halinde önümüze sunulmuş durumda ya da tüm ölümler farkedilmeyi beklemekte. Bizse günlük uğraşlardan, keyiflerden ileri gidemiyoruz. Tabağımızda tuzumuz olsun da kabağımız olmasa da olur düşüncesindeyiz.
Kaybolmuş ve kaybolmayı bekleyenlerden olmamak gerek.

Ve arasıra aklıma gelmezsen mutlu olurum. Bu kadar yokken bu kadar aklımı meşgul etmen yorgunluğuma yorgunluk katıyor.
Düşüncelerde dahi olsa bu kadar çok karşılaşmamız mümkün değil.