Ben hiç tuvale resim yapmadım. Özellikle zaman ayırdığım bir şey değil resim yapmak. Kafama estikçe veya güzel küçük bir kağıt buldukça çizip boyuyorum kendimce. Pek güzel olduğunu sanmıyorum, estetik anlayışım kendime karşı hep mükemmeliyete meylettiğinden yaptıklarıma sonradan pek bakmıyorum söz konusu resim olunca.
Ne demiştim? Hiç tuvale resim yapmadım. Boyutu ne olursa olsun. Denemek fikri bile içimi ürpertiyor son zamanlarda. En başta ne resim yapılabilir ki böylesine profesyonel bir malzemeye bir acemi tarafından. Ben en çok evlerin resimlerini seviyorum mesela. Ama bir tablo asılacaksa evin bir yerlerine pencere hissi vermeli. Dağ, çiçek, şelale, kar, yağmur... Pencerelerin normalde açılamayacağı özgürlükler... Her şey yapılabilir beyaz bir tuvalle. Ama "Kimseye bir şey olmaz, bana olur." felsefeme göre kesin tuval benim fırça darbelerimle yırtılır, yanar, akar, kokar... Bin türlü senaryo var sonuçta. Ya resmi tam ortalayamazsam, ya boyutlar birbirini tutmazsa, istediğim rengi katıp karıştırıp yine de bulamazsam, ne bileyim küçük mutlu ağaçlar abartılarıma dayanamayıp çam deviren çiçeklere dönüşürse, resmin ortasında uykum gelirse, hevesim kaçarsa, hevesimi kaçırırlarsa, tuval ve boyalara zam gelir de verdiğim para boşa giderse, onca saatler uğraştıktan sonra ya beğenmezsem, tek beğenen bile olmazsa, hatamı düzeltemezsem, boşa giden anlamsız cümlelerim gibi tuval de boşa giderse...
Anladım ki bir tuvalin sorumluluğunu almaya hazır değilim. Şimdiye kadar taşıdığım zorunluluklar ve telaşlarla yeterince yoruluyorum. Kim bilir belki yeni bir teknik vardır ve acemiliğimi ilan etmek için dahi o kursa gidip öğrenmem gerekir resim sanatını.
Yine kaldık boş tuvalle başbaşa. Dışardan bakanlar ne kadar boş olduğunu oldukça net bir şekilde görebiliyor. Bense tuvale baktığımda korkunun resmini görüyorum. Telaş siyahı ön yargı mavisine karışmış. Korku ise kıpkırmızı bir sabahı doğurmaya hazırlanıyor. Her renk tuval beyazlığında seçilebiliyor.
En güzeli fırçayı elden bırakmak. Biraz daha vakit olmalı. Beklemeye biraz daha yüzümüz olmalı.
Kendime not: Bir gün korkmadan ve sorumluluk almaktan kaçmadan bir tuvale resim yaparsam onu bu yazının altında görmek isterim. Unutmadan tuvali, fırçayı, boyayı, gören gözleri o kadar önemsersen kafanda beliren tablolardan kaçamazsın. Bunu bile bile tuvallerden kaçma. Tamam, biraz bekleyebilirsin yine de.
Ne demiştim? Hiç tuvale resim yapmadım. Boyutu ne olursa olsun. Denemek fikri bile içimi ürpertiyor son zamanlarda. En başta ne resim yapılabilir ki böylesine profesyonel bir malzemeye bir acemi tarafından. Ben en çok evlerin resimlerini seviyorum mesela. Ama bir tablo asılacaksa evin bir yerlerine pencere hissi vermeli. Dağ, çiçek, şelale, kar, yağmur... Pencerelerin normalde açılamayacağı özgürlükler... Her şey yapılabilir beyaz bir tuvalle. Ama "Kimseye bir şey olmaz, bana olur." felsefeme göre kesin tuval benim fırça darbelerimle yırtılır, yanar, akar, kokar... Bin türlü senaryo var sonuçta. Ya resmi tam ortalayamazsam, ya boyutlar birbirini tutmazsa, istediğim rengi katıp karıştırıp yine de bulamazsam, ne bileyim küçük mutlu ağaçlar abartılarıma dayanamayıp çam deviren çiçeklere dönüşürse, resmin ortasında uykum gelirse, hevesim kaçarsa, hevesimi kaçırırlarsa, tuval ve boyalara zam gelir de verdiğim para boşa giderse, onca saatler uğraştıktan sonra ya beğenmezsem, tek beğenen bile olmazsa, hatamı düzeltemezsem, boşa giden anlamsız cümlelerim gibi tuval de boşa giderse...
Anladım ki bir tuvalin sorumluluğunu almaya hazır değilim. Şimdiye kadar taşıdığım zorunluluklar ve telaşlarla yeterince yoruluyorum. Kim bilir belki yeni bir teknik vardır ve acemiliğimi ilan etmek için dahi o kursa gidip öğrenmem gerekir resim sanatını.
Yine kaldık boş tuvalle başbaşa. Dışardan bakanlar ne kadar boş olduğunu oldukça net bir şekilde görebiliyor. Bense tuvale baktığımda korkunun resmini görüyorum. Telaş siyahı ön yargı mavisine karışmış. Korku ise kıpkırmızı bir sabahı doğurmaya hazırlanıyor. Her renk tuval beyazlığında seçilebiliyor.
En güzeli fırçayı elden bırakmak. Biraz daha vakit olmalı. Beklemeye biraz daha yüzümüz olmalı.
Kendime not: Bir gün korkmadan ve sorumluluk almaktan kaçmadan bir tuvale resim yaparsam onu bu yazının altında görmek isterim. Unutmadan tuvali, fırçayı, boyayı, gören gözleri o kadar önemsersen kafanda beliren tablolardan kaçamazsın. Bunu bile bile tuvallerden kaçma. Tamam, biraz bekleyebilirsin yine de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder