Bu defa başlangıç cümlem yok. Söze neyle başlanır artık bilemiyorum. Kafanız hep meşgul olmak zorunda değil mi? Bu sürekli bir şeyler okumalar, bir şeyler izlemeler, başkalarının derdine ortak olmalar... Hep bir kaçış. Aksi durumun ortaya ne çıkaracağı belli değil. Belki en sevdiğinin canı yanacak, belki kendi akıl hapishanende boğulacaksın. Yine aynı sözler ve aynı dertler. Neden çözüm yok? Neden aynı çemberin içinde dolanıp duruyorum? Neden kendime yeni kapılar açamıyorum? Bu çıkmazdan çıkmanın bir yolu kesinlikle olmalı. Her şeyin pandemi halini gördükten sonra akıllanmalıyız. Yanlış sorular soruyoruz. Ya da yanlış soruları hep ben soruyorum. Ya da ben olmaya çok takıyorum. Kendimizi oyalamakla o kadar meşgulüz ki... İyi ki de böyle. Kendini oyaladığını bilmek kendini kandırmaktan daha iyi. Gerçekleri zaten herkes biliyor. Tekrar tekrar anlatmanın yorgunluğunu her gün televizyonlarda izliyoruz. Hatalarınızdan kurtulamıyorum. Oysa en iyi matematiği yapıp hesaplamıştınız. Tebrikler! Yine doğru ata oynadınız. Bu kez anladım ama. Başlangıç cümlesi benim. Kimseden medet ummaya gerek yok. Kapıları biraz da olsa aralamak lazım. Kaçış için de açık bırakmak. Ancak hala insan ilişkilerinde bir açıklamaya ihtiyacım var. Yüzünüze karşı gerçekleri söyleyelim mi, yoksa hayalinizdekini yansıtıp olayı idare mi edelim? Hayaliniz neydi gerçi onu da unuttum yüzünüzü görmeye görmeye. Neyse iki üç güne geçer sanırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder