18 Temmuz 2024 Perşembe

.

çok garip değil mi? yaşamak zorundayız tıpkı ölmek zorunda olduğumuz gibi. bir bilinmezi düşe kalka, kırıla döküle, çarpa çarpa yaşamak zorundayız. yarının tereddütleriyle karşılaşmak zorundayız. gün boyu uyuyamıyoruz. burada olmamalıyım diyemiyoruz. biliyorum bu melankoli fazla. üzgünüm ama unuttum. nasıl mutlu olduğumu, nasıl doyduğumu, nasıl uyuduğumu unuttum. hatırlamak mümkün değil. güçlü olmak, dayanmaya çalışmak.. ha bir de bu üzüntüye çare ararken daha da batmak var. yanlışı seçerim diye yoldan hiç sapmamak mesela. yolun sonu çıkmaz olabilir. yine de aynı hataları yapmamak için karar vermeden yol ayrımlarını umursamadan yürümeye çalışmak. sadece yaşamak zorunda olduğun için yaşamak. emekliliği düşünmeden seneleri kazasız belasız atlatmak. paylaşmaktan korkmak. tüm sevgilerin sonunda iki tarafın da bıkmışlığını görmek. her inandığının seni aslında kandırmış olması. kapıları kendi elinle kapatmak ve artık kapı çalmaktan imtina etmek. arada kaybolan yıllar var mesela. hesabını kime soracaksın. kimden özür dileyeceksin. her bakış seni yargılarken kime haklılığını anlatacaksın. bu yalnız olmaktan bambaşka bir şey. sanal yalnızlıklarınızdan söz etmiyorum. hak ettiğini çekmek için her şeyden ve herkesten uzaklaşmaktan bahsediyorum. anlatamayacağını bildiğini için susmaktan bahsediyorum. anlıyormuş gibi davrananlardan kaçmaktan bahsediyorum. kimse böyle bir acıyı sarıp sarmalamak istemez. en yakının dahi kaçar senden. kimseyle konuşamazsın işte. kimse gerçeği sormaz. gerçeği bilenler de unutabilmek için yeni umutlara bağlanır. yaşından yorgun olmak bu olsa gerek. yaşının gereklerini yaşayamamak ya da. ben hiç genç olamadım. hep benden başkalarının genç olmaya hakkı vardı. sıra bana gelince türlü çeşit korkular.. her neyse bu mevzu kapanmak için çok çabaladı. tekrar açmayacağım. 
dünya sürgünümün uzun sürmesinden korkuyorum bir yandan da. eski korkularımı bir bir yaşadım. tahayyül edemeyeceğim acılar bir bir gece yarılarında belirdiler karşımda. bunları söylemek bile daha kötüsü ihtimalini getiriyor aklıma. susuyorum sonra. aklımın acımasızlığına şaşıyorum. sevmekten korkuyorum. sonra da sevilmekten. nice mücadelelerin derin bir 'yeter' e dönüştüğünü gördüm defalarca. evet görmekten de korkuyorum. korkusuzum, çok cesurum diye kendimi kandırıyorum. kendimi kandırmaktan korkuyorum yine ve yeniden.
insanın iyileşmesi için sebeplere ihtiyacı var. ben sebeplerimi kaybettim. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder