4 Ağustos 2014 Pazartesi

AMA NAFİLE..

Ağır,boğucu,karanlık bir sessizlik... Ne demişti o? Ya da farkında mıydı acaba ne dediğinin? Sevdiklerini acıtmaya gücü yetiyor zaten.. Ne zamandan beri böyle olmuştu? Hangi tadı almıştı ki yüreği de böylesine gözyaşı bilmez,karşıdakini tanımaz,dediğini tartmaz olmuştu? Biri mi yakmıştı acaba canını yoksa o soğuk gülüşünü bilmeden candan gibi mi olmaya çalışıyordu? Yoksa sahiden de ne kadar komik ve vahim bir durum içinde olduğunu göremiyor muydu? Yine o sessizlik..sessizliğin içinde değer verene değersizliğini hissettirme zaferi.. Belki de ağzından bir anda çıkıverdi,belki de pişman,belki de aklında sadece birkaç saniye öncesine dönebilme isteği.. Ama bu ilginç rahatlama seansında herkes dibine kadar biliyor ki geri dönüş imkansız,söz tüm gereksiz titreşimini yapıp kulaklara ulaştı. Ne bilim vakti ne de anlayış.. Fırtına kopması gerek ama nafile. Ne yazık ki odadaki herkes kendine kıymetli,kimse kimsenin umurunda değil,kimin kalbi son çarpışında,kimin gözü yaşlı,kim yorgun.. Bizim aklı evvel bir kelam etti yine,hiç konuşmasa da olur dediğin türden.. Bir başka öfkeyi yanlış yerde yanlış zamanda kusmuştu yine. Konuştuktan sonra anladı o da zaten. AMA NAFİLE...