15 Şubat 2018 Perşembe

iyi geceler!

bundan bahsediyorum işte. gecenin bir yarısı evinizin koridorunda olduğunuzu düşünün. tüm ışıklar kapalı. gözlerinizi de kapatın. bir adım atın. düşmediniz. şimdi gözlerinizi açın ve etrafınıza bakın ne değişti?
yürüdüğünüz yol ne kadar değişti? tamam, şimdi de gözleriniz açık devam edin. arada kapatın gözlerinizi. peki ya ne değişti? gördüğünüz, hissetiğiniz farklı olan ne var?
birbirinin benzeri hayatlar, benzer gülümsemeler, saçma sapan kalabalıklar?
sadece sevdiklerinizin mezarına çiçek götürmekten korkmuyor musunuz? onların yanında olmadığınız her an için kendinizi suçlamıyor musunuz? onları bir başına bırakmak sizi daha da çaresiz hissettirmiyor mu?
karanlıkta yürümekle gözleri kapalı yürümek ne kadar farklı? ya da karanlıkta o karanlığa daha kolay alışabilmek için gözlerin açık yürümek?
yeraltını çok sevdim. arada oraya çay içmeye gittiğim doğru. ama sevmekten vaz geçtiğim çok şey var. zaman geçtikçe saçmalıklara kafa yoruyoruz ve vakitsizlikten yakınıyoruz. sanırım kendimizi sevmiyoruz. 
boğulduğumuz kalabalıklara hapsedilmek hoşumuza gidiyor. kimseyi tanımıyorum. tanımadıkça mutlu oluyorum. En kolayı mutluluktu sonuçta.