Neden geldiğimi hatırlamıyorum. Sanırım söyleyecek bir şeylerim vardı. Ancak kafanızın içinde resmettiğiniz beni görünce hayal kırıklığına uğradım. Sadece kendinizi yüceltme çabanız içerisinde ne kadar da küçülmüşüm. Oysa zaman geçtikçe insan yaş alır, yaşlanır, çevresi genişler, arkadaşları olur. Gördüğünüze o kadar bağlı kalmışsınız ki filmlerin bir kamera arkası olduğunu unutmuşsunuz. Yüzünüze söylemeyince var olabileceği ihtimali bile aklınıza gelmemiş. Ne diyebilirim ki. Herkes kendi gerçeğini yaşar. Geriye kalan herkesi de kör kuyularda bir başına oturup duruyor zanneder. Nedense ben öyle zannedemiyorum. Zanna kapılmak tabiatıma ters. Bu da yanlış anlaşılıyor, evrilip çevrilip başka yerlere getiriliyor olsa da niyetimi açıklamaktan kendimi anlatmaktan yoruldum. Doğru kelime tutkunu biri olarak yazmadan anlatmak zorunda olmak çok zor. Hele ki karşıdaki kendi doğrularıyla seni tanımışken. Yıllardır değişim içinde olan bir oluşumun nasıl ilk günkü gibi olduğuna inanıyorsunuz. Ya da neden böyle bir inanmışlığa kendinizi zorluyorsunuz? Bazen bana ne demek en güzeli. Her şey hakkında fikriniz olmasın, rica ediyorum. Biraz da şaşırıp yeni öğrendim, haberim yoktu deyin. Eksilmezsiniz. Sırf bu tavırlarınız yüzünden uzak durup kendimi korumaya alıyor olabilir miyim? O çizdiğiniz keskin portre bu fikri barındırıyor olabilir mi? Ne diyeyim? Bir şeyi de düşünmeyiverin, ondan da eksik kalın rica ediyorum. Bırakın haberiniz olmadığı zamanlardaki gibi yolumuzu bulalım. Mesela buradan hiç haberiniz var mı? Bu kadar çok konuşabildiğimi biliyor muydunuz? Konusu gelince sayfalarca kelime edebileceğim aklınızın ucundan geçti mi? Suçlamak ve ya susturmaktan başka bildiğiniz yokken tahminde bulunamazsınız. Önce tanıyın. Yanlış insanlara fırsat verdiğiniz önyargısından da ben kurtulamıyorum.
Son söylediğim her ne kadar düşüncenin akışına uymasa da kendimi tekrar korumaya almak en akıllıcası.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder