15 Ocak 2017 Pazar

Adı Yağmur

Oysa senli cümlelerle başlayıp biraz melakolik biraz lirik bir şeyler söyleyecektim. Ama yağan karın üstünden günler geçti. Tıpkı seni en son görüşümün üstünden aylar geçmiş olması gibi. Her yeri saran, örten, gizleyip saklayan bembeyaz karın ardından güneşli hoş bir havanın gelmesi beni ne kadar şaşırttıysa sana en çok ihtiyaç duyduğum anda en beklediğim yerde karşıma çıkmaman beni de öyle şaşırttı ve rahatlattı.

Evet, rahatlattı.-Şimdi sessizce yıllardır rengi solmak bilmeyen fakat yayları hafiften kendini belli etmeye başlamış koltuğa oturmalıyım. Zira yazarım ayakta düşündüğüm zaman pencerenin önünden gelen geçen herkesten ufak bir uyarı almamam gerektiğini düşünüyor. Kimse bana karışmıyormuş gibi onu da umursamadan hikayeme uyup pencerenin kenarından uzaklaşıp usulca koltuğa oturuyorum.-

Nerede kalmıştım? Evet, rahatlattı. Seni görmemek aslında seni düşünmekle aynı şey. Seni gördüğüm zamanlar genelde tam da unutmaya başladığım zamanlar. Zira aniden karşıma çıkışının başka anlamı olamaz. Belki vardır, tıpkı yağmurun olduğu gibi. Ama bunu kabul etmemek tüm kabul ettiklerim arasında belki de en masumu, en gereksizi.

Su bardağında çay içmeyi seviyorum ama pek sık yaptığım bir şey değil bu. Çay bardakları bittiğinde en son bir iki su bardağı temiz kalıp da bulaşık makinesine koyulmadığında ya da çaydanlıkta kalan çaya kimse ortak olmadığında tek başıma su bardağından içtiğim çayın keyfi hiç bir yerde yok. Işte asıl sorun da bu. Vaz geçtim sorun değil. Çünkü neyi sorun edersem daha da büyüyüyor başkalarının gözünde. Her neyse… Yokluğun ya da seni aradığım hiçbir yerde bulamayışım daha da özgürleştiriyor beni. Aynı buğday sarısı ve yosun yeşili binanın önünden yılın 360 günü geçsem de geriye kalan beş altı günün birinde kesinlikle o binadan çıkacağını bilmek varlığından haberdar olmaktan daha keskin bir netlik benim için.

Git gide ne dediğimi anlamak zorlaşıyor, biliyorum. Bir de senin de beni aramadığın, merak etmediğin konusu var. Sen de haklısın yıllar önce sözünü verdiğin tedaviyi geliştirmek zor bugünlerde. Ben de olsam -ki olmayacağımı ikimiz de biliyoruz- beni merak etmem.

Bu öyle bir şey değil. Sana şarkı söylemiyorum, şiir yazmıyorum, öyküler anlatmıyorum. Sadece bir şeyler biliyorum. Bir sevdiğin var, adı Yağmur. Bu şehir haricinde denizi olan her kentte, kasabada yaşayabilirsin. Sevdiğin renk ya sarı ya da mor. Sana yakışan renk kesinlikle yeşil. Dünyanın sonuna doğduğunu düşünüyorsun. Belki de okulu bitirdikten sonra küçük bir kitapçı açarsın. Ya da annene ithafen bir adada bahçeli küçük bir ev alırsın. Adını haberlerde duyarız. Tabii ki de yeni keşiflerinle.

Tekrar uymak zorunda olduğum hikayeme dönmem gerek. Mutfağa gitmeliyim. Çay bardakları bitmiş. Fildişi kulemizi ziyarete gelecekler için yeni çay bardakları yıkamalıyım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder