5 Ocak 2017 Perşembe

Kabulleniş

Kimse mükemmel değil. Zaten mükemmel denilen şey herkes için aynı değil. Bunu en baştan her şey için kabullenince kendimize kolaylaştırıyoruz -bi' bakıma- tüm yaşananları. Aksi takdirde sürekli yetersiz olduğumuzu düşünsek ya da başkalarının bize yetmediğini, ulaşamadığını, anlamadığını düşünsek attığımız adımların dahi anlamı kalmaz. Belki kendimizi kandırıyoruz, belki anlamsızca tahammül ediyoruz. Ne yapmakta olduğumuzu pek bilmiyorum ama daha çok yalnız kalmamaya çalışıyoruz gibi. Çünkü kendiyle başbaşa kaldığı zaman insan dipsiz bir kuyuya bile bile adım atmış oluyor. Dipsiz, karanlık, sessiz... Bir düşenin bir daha düşmemek için her türlü saçmalığı yaptığı kuyu. Bu kuyuyu daha fazla anlatmayacağım. Gerek yok. Ses duyulmayan, seda yoksunu günlere dönmeye gerek. O şarkıda "Zamanla her yokluğa alışıyor insan." diyor ama bence sadece yokluğa değil her şeye adapte olabiliyor insan. Doğası gereği, yaratılışı gereği, işte her neyse...
Bunları yazmak ya da paylaşmak istemiyorum. Çünkü oldukça büyük, kocaman devasa laflar bunlar. En beylik sözlerden dahi daha ağır sözler bunlar. Belki de yarın okuduğum da "Ne saçmalamışım?" -ki çoğu yazdığım için bunu derim- diyeceğim şeyler bunlar. Ama yazmış bulundum işte. Çok sıkılırsam silerim. Güneşten sıkılıp gece olamıyorum bari silmeye, tekrar yazmaya, tekrar silmeye hakkım olsun. Sonuçta en serbest olduğum mecra burası.
...
Dışarıda bir kuş öttü durdu ben yazarken. Ne o beni anlıyor ne de ben onu. Oysa varlığı bile yetiyordu benim için. Sanırım bunu hissetti ve uçtu gitti. Olsun. Uçma bilen herkesin uçmaya hakkı vardır.
-Vaaaayyyy, alkış bana.-